Bu makale 10 Temmuz 2017 15:36:52 Tarihinde eklenmiştir.

GÜNÜMÜZÜN KAYBOLAN DEĞERLERİ……………

Arkadaşlık ve dostluk güzel bir duygu. Bazan hiç bir arada olmayı arzu etmediğiniz arkadaşlarınız olduğu kadar, kısa süreler içinde özlediğiniz güzel dostlarınız da vardır. Hele bu dostlarınız içinde sanattan anlayan, musikisever veya şair özelliği taşıyanlar varsa daha keyifli daha mutlu oluyorsunuz. İnsanlar bir cemiyet halinde yaşadıklarına göre elbette bir araya gelecekler, konuşacaklar. Konuşurken birbirlerine katkı da bulunacaklar. Çevreniz sizden birşeyler öğrendiği kadar, siz de çevrenizden mutlaka gerek haber, gerekse bilgi niteliğinde dağarcığınıza bir şeyler kazandırıyorsunuz demektir. Günümüzde sohbet etmeyi bir saygı ölçüsü içinde kırmadan dökmeden belirli bir kültür düzeyi içinde yapabiliyorsanız şanslısınız demektir.

Bende bu şanslı sınıfından bir olarak görüyorum. Hafta da çok önemli bir sebep olmaz ise Allah sağlık versin hepimize mutlaka bir araya gelir, sohbet ederiz. Bu sohbeti akşam yemeği ile de sonlandırırız. Bir iki gün önce şiiri çok seven bir arkadaşımız kıymetli şair Behçet Necatigil’in bir şiirini söyledi. Ve çok anlamlı olduğunu ifade etti. Geç kalınmış sevgilere yazılmış bir şiir. Ben de çok beğendim.

Şöyle ki:

Sevgileri yarınlara bıraktınız………….

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

 

Bitmeyen işler yüzünden

(siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

 

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telaşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklımıza gelmezdi.

 

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı;

Gecelerde ve yalnız.

 

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

            Behçet Necatigil

 

Sohbetin konusu ise sevgi, saygı, hoşgörü ve benzeri değerler üzerineydi. Herkes gibi bende sosyal paylaşım sitelerini kullanıyorum. Görüyorum ki hele son zamanlarda kendim de dahil olmak üzere o kadar olumsuz yorumlarda bulunuyoruz ki. Hatta küfür o kadar hayatımıza girdi ki.

Özellikle devlet adamlarımıza, siyasilere, din adına yapılan yanlışlara aleni ve açıktan hakaret ediyoruz. Çok aklı başında diye düşündüğümüz ve bildiğimiz kimseler de aynı tutum içinde. Akordu bozulmuş, zıvanadan çıkmış bir toplum halindeyiz. Düşüncelerimizi en sert, en yaralayıcı ve aşağılayıcı biçimde ifade ediyoruz. Niye bu hale geldik, bunun cevabını aramak ve mutlaka bulmak zorundayız.

Ben bunu şuna yoruyorum. Maalesef, özellikle bizi yönetenler veya yönetemeyenler devlet adamları, siyasiler, parlamenterler, spor camiası, televizyon ve gazete yazarları vs. ölçüyü endazeyi o kadar şaşırdık ki. Ne ağzımızdan çıkanı kulağımız duyuyor. Ne de boğazımız kırk boğum diyoruz. Toplum olarak yolda yürürken, vapura binerken, metroda, otobüste sanki patlamaya hazır bir bomba gibiyiz. Toplumsal dayanışmayı kaybetmişiz. Herkes her konuda tedirginlik yaşıyor.

Galiba biz birilerine dayanak olalım, birileri bizim ne keskin adam olduğumuz keşfetsin derken, bazen makam ve mansıp uğruna bazen çıkarlarımız için bize ait korunması gereken ne kadar güzel milli, dini ve ahlaki değerlerimiz var ise hepsini bir tarafa bırakmışız. Çok yazık etmişiz kendimize. Belki yıllar içinde oluşmuş, saflaşmış, billurlaşmış bu değerleri gelecek nesiller hiç tanımayacak.

Bizde böyle de başkalarında nasıl? İnanın Ortadoğu dediğimiz sözüm ona İslam Ülkeleri dışından farklı inanışlardan olan çoğu ülkede bu değerler muhafaza ediliyor ve eğitimiz bir parçası sayılıyor. Dolayısıyla gelecek kuşaklar da bu değerleri alıyor. Bu hayvani tavrı sürdüren coğrafya emperyalist ülkelerinde hem oyun sahası, hem kendi oynadıkları oyunun kurucusu durumundalar. Bizler ise umutsuzlukları giderek artan bir toplum durumundayız.

Çare ne?

Çare şu:  Başta Devlet Yöneticileri, Siyasi Parti Liderleri ve onların uzantıları olmak üzere, hepimiz bu afralı, tafralı, başkalarını daima suçlayıcı ve aşağılayıcı konuşmalara bir son vermeliyiz. Yalanı, dolanı hayatımızdan çıkarmalıyız. Toplum olarak vebal altındayız. Köşeli konuşmalar, serseri mayın gibi sağa sola savurmalar dönemini kapatmalıyız. Eksiğimiz gediğimiz ne ise oturup adam gibi tartışmalı ve ona göre çözüm aramalıyız. Yoksa dibe batıyoruz. Ekonomik göstergeler filan bunların ilacı değil. Ahlaki çözülme içindeyiz. Özellikle ticari ahlak sıfırlandı. Anadolu henüz bu kirliliğe tam bulaşmadı ancak büyük şehirlerde ne sözün, ne sazıni ne senedin, ne sepetin kıymeti kalmadı.

Kültür dediğimiz bilgi toplumu olmaktan, sanat, estetik ve zerafet anlayışından uzaklaştık. Saygı, sevgi ve özellikle hoşgörü bizden kaçtı. Kaba, yontulmamış, tahammülsüz bir toplum haline geldik.

Bu değerlere sahip insanlar istiyoruz. Yukarıdan aşağıya her gün vara yoğa kükreyen idareciler değil, sahtelikten uzak, kendine inanıp, güven duyabileceğimiz toplum mühendislerine ihtiyacımız var.

Bilelim ki başta insanlığa rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamber’imiz olmak üzere diğer peygamberler de, padişahlarda, başarılı insanlarda ve nihayet yüzyılın dehası Mustafa Kemal Atatürk’de bu inanç, ihlas, samimiyet ve sadakat olmasa idi toplumları bu kadar etkileyemezlerdi. 

Etiketler
Yorum Yap
HAVA DURUMU
Gün
Bugün
Sıcaklık
25°C / 12°C
Durum
Parçalı Bulutlu
NAMAZ VAKİTLERİ
İmsak
05:01
Güneş
06:24
Öğle
12:44
İkindi
16:08
Akşam
18:51
Yatsı
20:07
ANKET
TÜMÜ

Sitemizi Nasıl Buldunuz. ?