Arınma, felsefe tarihinde yalınızca ahlaki bir temizliği değil; Zihinsel, estetik ve varoluşsal bir özgürleşmeyi de ifade eden en köklü kavramlardan biridir. Felsefe bu kavramı insanın evrendeki yerini ve kendi zihnini anlama çabasının merkezine oturtmuştur.
Felsefede arınmanın evrensel tanımını böyle yorumluyor ustalarımız.
Biz Siyasi Arınmaya bakalım nihayetinde de gündemin en sıcak kavramı.
Sayın Kılıçdaroğlu CHP'de bir arınma sorunu olduğunu dile getirdi.
Keşke Tüm partilerin ve özellikle iktidar partisinin, yani herkesin bir arınmaya ihtiyacı var diyebilseydi.
Yaşanan olaylar parti içi meselesinden çok uzakta. Ana Muhalefet Partisi ve onun seçilmiş belediye başkanlarına yapılan bu operasyonlar “Gelecekte Nasıl Bir Türkiye” olmasını arzulayan güçlerin operasyonu hatta bu operasyon gizli de değil gayet açık.
Bundan bir ay önce ABD Ankara Elçisinin söylediklerini herkes anımsasın
Gelelim Arınma diyerek bazı yerlere mesaj vermeye alışan eski Genel Başkanımıza!
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu size bazı sorularım olacak:
-Peki siz arındınız mı?
-Üç yıla yakın siyaset yaptığınız ofisin genel giderlerini nasıl karşıladınız?
-Genel Başkan iken ortada hiçbir şey yokken Helallik istediniz. Ne yaptınız da helallik istediniz? Ülkeyi 1950 yılından bu tarafa CHP mi yönetti de helallik istediniz? “Helal” sözcüğünü bilerek kullandınız, şark kurnazlığı yaptınız! Bu sözcüğü kullanırken kimlere mesaj verdiniz?
-Ekmeleddin İhsanoğlu'nu kiminle, hangi pazarlık konusunda Cumhurbaşkanı Adayı yaptınız?
-Mühürsüz oy pusulalarına neden itiraz etmediniz?
Küsurat partilerine otuz milletvekili neden verdiniz?
Muharrem İnce'yi sarayın adamı yaftasıyla neden linç ettiniz?
Danışmanlarınızı seçerken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz? Danışmanların geçmişinin karanlık ve sağcı olması bir tesadüfün eseri mi?
Altılı Masada İmamoğlu’nun ve Yavaş’ın adaylığını isteyen Meral Hanımı “sırtımdan hançerledi” diyerek neden toplumun önüne attınız?
Bu soruları uzatabiliriz ama siz bu olaylardan arındınızmı da CHP yöneticilerinin arınmasını isteme hakkını nereden alıyorsunuz?
Elbette CHP Yöneticilerinin de hatası var ama siz eski bir Genel Başkan olarak, parti büyüğü olarak bunu iç meselede dile getirmeliydiniz.
Yanlış yaptınız size hiç yakışmadı çok üzgünüm ve kızgınım…
Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenler, küfür edenler bir zamanlarda aynısını Muharrem İnce’ye yapıyordu, yarın kime yapacaklar doğrusu merek içindeyim.
Guguk Kuşu Operasyonunu ilk dile getiren Yılmaz Özdil'e edilen hakareti hiç unutmam aynı kesim şimdi Kılıçdaroğlu’na sövüyor, sayıyor.
Siyasi partileri ayakta tutan ideolojik bütünlüktür.
İdeolojik bütünlük siyaset sosyolojisinin en temel ilkelerine dayanır.
Bir yapıyı “mekanik bir kalabalık olmaktan çıkarıp organik bir organizmaya dönüştüren şey, ortak bir birliktelik ve metodolojik birlikteliktir.”.
Bir siyasi partinin kapısının polis zoruyla kırılmasına verilen tepkinin cılız kalması veya iç dinamiklerin bu görüntüyü vermesi aslında örgütün o kapıyı kendi evi gibi hissedip hissetmemesiyle ilgilidir.
İdeolojik bütünlük olmadığında partili olma bilinci yerine kişisel aidiyetlere bırakır. Bu da örgütün dışından gelen saldırılara karşı kollektif bir bağışıklık geliştirmesini engeller.
Eğer bir yapıda ideolojik bir çimento yoksa, dışarıdan gelen her darbe o yapıyı birleştirmek yerine zaten var olan çatlakların derinleşmesine neden olur.
“Lider nasıl olunur?” sorusunun en iyi cevabı “lider eylemlerin içinden çıkar” olarak bilinir.
Genel Merkezi sonuna kadar koruyacağız, orada nöbet tutacağız diyorsan orayı iki tıngırtıyla terk edemezsin sayın Genel Başkan.
Başta Genel Başkan olmak üzere Milletvekilleri, il Başkanları, partinin diğer yöneticileri Genel Merkezi terk etmeyecektiniz.
Genel Merkez boş duvarlardan ibaret değildir.
Genel merkez bir inancın mabedidir.
Kahramanlık, genel başkana efe kıyafeti giydirmekle olmaz sonuna kadar direnmeyle olur. Bu direnmenin dünyadaki yankılarını düşünün, tabanın hırsına hırs kattığını düşünün.
Kimse kusura bakmasın bu tür eylemler ne ilk ne sondur.
Geçmişin sol direnişlerinde bu tür eylemler çok olmuştur.
Sayın Genel Başkan Özgür Özel’in yapacağı bir şey daha var:
Elbette bu olaylardan gerekli dersi çıkarmışlardır.
Bizim ki bir hatırlatma.
Partiyi dava eden, itirafçı olan, sıkışınca partiyi terk edenler hepsi CHP'li ama bunları kim seçti neden seçti?
Eski AKP'li yöneticilerle ticaret ortaklığı yapıp sonrada itirafçı olan bu insanlarla iş tutan siyasi, ticari her kimse hesap sorulmalı.
İstanbul gibi bir yerde 21 Kurultay Delegesi AKP'ye geçiyorsa burada bir bit yeniği var demektir.
Geçenlere vay hain vay demek kolay bunlar nasıl kolay seçilebiliyor.
Kurultay delegesi demek bir sürü siyasi deneyimlerinden geçerek seçilmeli.
Kotalarla, hatırla, ticari ortaklıkla Kurultay Delegesi, vekil seçilemez.
Seçilirse de böyle olur.
Sadece bir noktaya odaklanmak büyük resmin gözden kaçmasına sebep olur.
Maksat direne direne kazanmaktır.









Yorum Yazın