<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Gündem Aksaray</title>
        <link>https://www.gundemaksaray.com/</link>
        <description>Gündem Aksaray</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Aksaray Aile Hekimleri Derneği&#039;nden Sevk Sistemi Tepkisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/aksaray-aile-hekimleri-derneginden-sevk-sistemi-tepkisi-6029</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/aksaray-aile-hekimleri-derneginden-sevk-sistemi-tepkisi-6029</guid>
                <description><![CDATA[Aksaray Aile Hekimleri Derneği, aile hekimleri üzerinden yürütülmesi planlanan yeni sevk uygulamalarına tepki gösterdi. Dernek Başkanı Dr. H. Şenol Atakan, "Sağlık sisteminin yükü yalnızca aile hekimlerine bırakılamaz. Gerçek bir sevk zinciri kurulmadan yapılacak düzenlemeler hem hekimi hem vatandaşı karşı karşıya getirecektir." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Aksaray Aile Hekimleri Derneği'nden Sağlık Bakanlığı'na Çağrı</strong></h2>

<p>Aksaray Aile Hekimleri Derneği, son dönemde gündeme gelen aile hekimleri üzerinden yürütülmesi planlanan sevk uygulamalarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Dernek, sağlık sistemindeki sorunların yalnızca aile hekimlerine yeni görevler yüklenerek çözülemeyeceğini vurguladı.</p>

<p>Dernek Başkanı Dr. H. Şenol Atakan imzasıyla yayımlanan açıklamada, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin en yaygın ayağını aile hekimlerinin oluşturduğu belirtilerek, hekimlerin artan iş yükü nedeniyle hastalarına yeterli zamanı ayıramadığı ifade edildi.</p>

<h3><strong>"Güçlü Sağlık Sisteminin Temeli Güçlü Birinci Basamaktır"</strong></h3>

<p>Açıklamada, güçlü bir sağlık sisteminin ancak güçlü bir birinci basamak sağlık hizmetiyle mümkün olabileceği belirtilirken, masa başında hazırlanan düzenlemelerin sahadaki gerçekleri yansıtmadığı savunuldu.</p>

<p>Özellikle aile hekimlerinin sevkiyle hastaların randevusuz muayene olabileceğine yönelik açıklamalara dikkat çekilen metinde, gerçek bir sevk zinciri oluşturulmadan uygulanacak sistemin sağlık hizmetlerinde yeni sorunlar doğuracağı ifade edildi.</p>

<h3><strong>"Vatandaş ile Hekim Karşı Karşıya Gelebilir"</strong></h3>

<p>Dernek, katkı payı indirimi ya da randevusuz muayene amacıyla sevk talep eden vatandaşlarla aile hekimlerinin karşı karşıya gelebileceğine dikkat çekerek, bu durumun sağlık çalışanlarına yönelik şiddet riskini artırabileceğini savundu.</p>

<p>Açıklamada ayrıca gereksiz sevklerin ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında yoğunluğa yol açacağı, kapasitesi dolu hastanelerde hizmet kalitesini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.</p>

<h3><strong>"Aile Hekimleri Randevu Memuru Değildir"</strong></h3>

<p>Dernek açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>

<ul>
	<li>Aile hekimleri randevu memuru değildir.</li>
	<li>Aile hekimleri destekli sevk uygulamalarının yürütücüsü değildir.</li>
	<li>Aile hekimleri yalnızca tıbbi gereklilik doğrultusunda bağımsız karar veren hekimlerdir.</li>
</ul>

<h3><strong>Sağlık Bakanlığı'na Çözüm Çağrısı</strong></h3>

<p>Aksaray Aile Hekimleri Derneği, Sağlık Bakanlığı'na çağrıda bulunarak, aile hekimlerine yeni görevler yüklemek yerine mevcut iş yükünün azaltılması, özlük haklarının iyileştirilmesi, Aile Sağlığı Merkezlerinin personel ve fiziki altyapısının güçlendirilmesi ile koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Vatandaşlara da çağrıda bulunan dernek, yalnızca hastane randevusu oluşturmak veya sevk belgesi almak amacıyla aile sağlığı merkezlerine başvurulmamasını istedi. Açıklamada, sevk işlemlerinin tıbbi gereklilik doğrultusunda aile hekimleri tarafından zaten gerçekleştirildiği vurgulandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2026/07/aksaray-aile-hekimleri-derneginden-sevk-sistemi-tepkisi-1783956405.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Riskli Gebelik Nedir ? Nedenleri Nelerdir ?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/riskli-gebelik-nedir-nedenleri-nelerdir-2098</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/riskli-gebelik-nedir-nedenleri-nelerdir-2098</guid>
                <description><![CDATA[Hamilelik doğal bir süreçtir.Ancak bazı durumlarda hamilelik oluşmadan önce anne adayında mevcut olan hastalıklar,az yada fazla kiloya sahip olması veya hamileliğe dolayı daha sonra gebelik dönemi kendini belli eden sorunlar farklı hamilelikte risklere sebep olabilmektedir.Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Op. Dr. Mehmet Bekir Şen konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli Gebelik Nedir ?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli gebelik; anne adayı ve bebeğin sağlığı açısından birtakım riskler barındıran gebeliklere verilen isimdir. Bir gebeliğin riskli olmasını; annede geçmişte var olan veya gebelikte ortaya çıkan hastalıklar belirleyebilir. Buna ek olarak bebekte görülebilecek olası kromozom anormallikleri de gebeliği riskli yapabilmektedir. Riskli gebelik takibinde gebeliğin sorunsuz bir şekilde devam edebilmesi ve doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için tüm modern imkanlar sevk edilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli Gebelik Nedenleri Nelerdir ?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Annede genel sağlığı ve gebeliği tehlikeye atabilecek kronik bir hastalık bulunması. Bunlara örnek olarak hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklar verilebilir,gebelikte preeklampsi , eklampsi teşhisi,gebelik Kolestazı,gebeliğin 35 yaşından sonra gerçekleşmiş olması,gebeliğin 17 yaşından önce gerçekleşmiş olması,öncesinde bir kadın hastalığı ile ilgili cerrahi operasyon geçirmiş olmak,aşırı kilo veya aşırı zayıflık, annenin ideal kilosunda olmaması,kanama ve pıhtılaşma ile ilgili hastalıklar,daha önceki bir hamileliğin düşükle sonlanması ve kötü obstetrik hikaye ( daha önceki gebeliğin ex ile sonuçlanması )</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gebelik, yalnızca anne kaynaklı sorunlar sebebi ile riskli olmaz. Bazı durumlarda bebek ve plasenta kaynaklı sorunlar da gebeliği, riskli gebelik kategorisine sokabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bebek ve plasenta kaynaklı riskli gebelik nedenleri arasında şunlar bulunur:</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Plasentada yapısal bozukluklar bulunması.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Plasentanın doğum kanalını tıkaması veya kapatması.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Plasentanın pozisyonu ile alakalı bazı problemler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Plasentanın rahim dışında organlara da tutunmuş olması.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Koryoamniyonit ( enfeksiyonun eşlik etmesi )</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Anne kanından DNA testi (fetal genetik tarama testleri) sonucu bazı hastalıkların tespit edilmiş olması.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Embriyonun gelişimi ile alakalı birtakım bozukluklar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Anne karnında gelişen bebekte suyun azlığı ( oligohidramnioz )</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Düşük tehdidi</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Erken doğum riski ( preterm eylem )</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gebeliği riskli yapan sebepler çeşitlilik gösterebilir. Bu sebeplerin erkenden tespit edilebilmesi ve gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için düzenli jinekolojik muayeneleri aksatmamak gerekir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli Gebelikte Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli gebelik durumlarında dikkat edilmesi gereken en önemli durum; doktor kontrollerini aksatmamaktır. Kadın doğum uzmanı muayeneleri sırasında gebelikle ilgili tüm riskler düzenli olarak kontrol edilir. Böylece her hafta hem gebeliğin durumu hem de annenin ve bebeğin sağlığı değerlendirilir. Gerekli beslenme düzeni oluşturulabilir, bazı önemli testler yapılabilir. Kilo alımı gibi durumlar kontrol altında tutulabilir. Riskli gebelik sırasında dikkat edilmesi gereken durumların tamamı; riskli gebelik takibi ile düzenli olarak gözden geçirilebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli Gebelik Takibi Nasıl Yapılır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli gebelik takibine dahil olan süreçler; gebeliği riskli yapan faktörlerin türlerine ve şiddetlerine göre değişiklik gösterebilir. Her şeyden önce bu risk faktörlerinin özenli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme çeşitli muayeneler ve testlerle yapılabilir. Ultrason gibi ileri görüntüleme teknikleriyle bebeğin ve gebeliğin gidişatı incelenebilir. Böylece detaylı ve kişiye özel bir takip planı oluşturulur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Riskli gebelik takibi süreçleri de genelde anne adayının ve bebeğin; çeşitli hastalık risklerine karşı düzenli olarak bazı testlerden geçirilmesi ile devam eder. Bu testler sonucu tespit edilen hastalıklar erkenden tedavi edilir. Bazı hastalıklar ise yine bu testler sayesinde henüz tam olarak ortaya çıkmadan önlenebilir. Anne adayının beslenme düzeni, psikolojik durumu ve diğer önemli faktörler konusunda da çeşitli uygulamalara başvurulabilir.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Feb 2023 09:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2023/02/riskli-gebelik-nedir-nedenleri-nelerdir-1675320519.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soda mı Yoksa, Maden Suyu mu? İkisi Arasında Farklar Nelerdir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/soda-mi-yoksa-maden-suyu-mu-ikisi-arasinda-farklar-nelerdir-2097</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/soda-mi-yoksa-maden-suyu-mu-ikisi-arasinda-farklar-nelerdir-2097</guid>
                <description><![CDATA[Soda ve maden suyu mu dediklerinde ne dersiniz? İkisi de aynı içecek gibi gözükse de biri doğal biri yapay birer içecek diyebiliriz. Diyetisyen Rıdvan Arslan, soda ve maden suyu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Maden suyu, yer altı sularının çeşitli mineral ve gazlarla karışarak kayaçlarda toplanmasıyla elde edilir. İçerisinde çözünmüş mineraller ve tuzlar bulunur.&nbsp; Sülfat, bikarbonat, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi minerallerden zengindir. Renksizdir, güneşten etkilendiği için genelde yeşil ve kahverengi şişelerde saklanır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Soda ise normal içme suyunun içerisine CO2 eklenerek elde edilir. Maden suyunun aksine yapay halde karbonatlanır. Soda kronik yorgunluğa ve hazımsızlığa iyi gelmektedir. Bazı sodalar mineral bakımından zenginleştirilerek raflarda yerini almaktadır. Fazla soda tüketimi bireyde şişkinliğe ve hıçkırığa sebep olabilmektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Maden suyunun faydalarına gelecek olursak,&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İyi bir magnezyum kaynağıdır. Kemik ve diş sağlığı açısından magnezyum bizler için vazgeçilmez bir mineraldir.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şişkinlik, hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemlerine iyi gelir. Mideyi rahatlatır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kalsiyum ve magnezyum eksikliği kişide tansiyon sorunlarına yol açabilmektedir. Bu yüzden maden suyunun kan basıncı üzerinde olumlu etkileri vardır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sıvı-elektrolit dengesini düzenler. Özellikle sporcularda, spor esnasında kaybettikleri sıvı, tuz ve minerallerin yerine konmasını sağlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Cildin gerginleşmesini sağlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kilo kontrolüne yardımcıdır. Kilo verme sürecinde açlık hissedilen durumlarda maden suyu tercih edilebilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Maden sularının sodyum içeriği yüksek olduğu için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Seçerken ise sodyumdan fakir, magnezyumdan zengin ve kalsiyum içeriğine sahip olan maden suyu tercih edilmelidir. Sağlıklı bireylerde günde 1-2 şişe maden suyu içebilir. Böbrek, hipertansiyon ve kalp hastaları ise maden suyundan uzak durmalıdır.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Feb 2023 09:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2023/02/soda-mi-yoksa-maden-suyu-mu-ikisi-arasinda-farklar-nelerdir-1675320443.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Diyabet Hastalığının 10 Kritik Belirtisi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/cocuklarda-diyabet-hastaliginin-10-kritik-belirtisi-2096</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/cocuklarda-diyabet-hastaliginin-10-kritik-belirtisi-2096</guid>
                <description><![CDATA[Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da zaman zaman diyabet hastalığı baş gösterebilmektedir. Bugün ülkemizde 18 yaş altı 30 bin çocuk diyabetli bulunmaktadır. Sağlıklı Yaşam Danışmanı Neslihan Sipahi konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çocuklarda Diyabet Hastalığı Nedenleri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Önceleri çoğunlukla yetişkinlerde görülen diyabet hastalığı, günümüzde çocuklarda da sıklıkla görülmeye başlanmıştır. Diyabet hastalığının kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, bu hastalıktan muzdarip kişilerin ömürleri boyunca ilaç kullanması kesinlikle şarttır. Bu sebeple de küçük yaşta başlayan diyabet hastalığı, çocuklar için oldukça ürkünç ve yorucu olabilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çocuklarda diyabet hastalığı neden olur sorusunun cevabı ise iki yönlüdür. Diyabet hastalığı, yaşlılık, gebelikte oluşan problemler veya düzensiz yaşamdan kaynaklanabildiği gibi aynı zamanda kalıtımsal bir hastalık olarak da karşımıza çıkmaktadır. Tip 1 diyabet hastaları, genel olarak genetik açıdan bu hastalığı miras almış kişilerdir. Bu sebeple de çocuğunuzun diyabet hastası olmasının sebebinin bu durum olması da olasıdır. Sizde veya eşinizde ya da ailelerinizde bulunan diyabet hastalığı, küçük yaşta çocuğunuzda tetiklenmiş olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İkinci bir ihtimal ise çocukta bulunan düzensiz yaşam şeklidir. Çocuğunuzun temiz havaya, egzersize ve doğru bir beslenme planına ihtiyacı vardır. Bu düzenli bir yaşam için olduğu kadar diyabet hastalığı ve diğer hastalıklardan korunmak için de ihtiyacı vardır. Düzensiz bir yaşam şekli, çocuğunuzda Tip 2 diyabeti tetikleyebilecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çocuklarda Diyabet&nbsp; Hastalığı Belirtileri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çocuklarda diyabet hastalığı belirtileri çeşitli şekillerde görülebilmektedir. Genel olarak hepsinin sebebi ise, kandaki diyabet dengesini düzenleyen insülin hormonunda ortaya çıkan bozukluklardır. Çocuklarda diyabet belirtilerini sıralamak gerekirse;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Sık tuvalete çıkma</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Geceleri tuvaletini tutamayıp yatağını ıslatma</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Ağız kuruluğu</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Aşırı su isteği</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Doyma hissinin azalması</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Yorgunluk</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Bulanık görme</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Ani kilo kaybı</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Sinir ve stres</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">*Depresyon listede yer alacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Tüm bu belirtileri gösteren çocuğunuzu en yakın tarihte bir hekime götürmenizde fayda var. Çocuklarınızın semptomlarını iyi izlemeli ve şikayetlerini dikkate almalısınız. Erken tanı ve tedaviye başlanması her hastalıkta olduğu gibi diyabet hastalığında da oldukça büyük önem taşımaktadır.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Feb 2023 09:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2023/02/cocuklarda-diyabet-hastaliginin-10-kritik-belirtisi-1675320335.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcağa Karşı En Etkili Önlem Bol Sıvı Tüketmek”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/sicaga-karsi-en-etkili-onlem-bol-sivi-tuketmek-1467</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/sicaga-karsi-en-etkili-onlem-bol-sivi-tuketmek-1467</guid>
                <description><![CDATA[Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. İsmet Parlak, sıcak çarpması konusunda açıklamalarda bulundu. Artan sıcaklıklara karşı sıcak çarpması konusunda bilgiler veren Parlak; “Sıcak çarpması; yüksek derece ısı ve nemli ortamda, vücudun ısı dengesini ayarlayamaması sonucu aşırı terleme yoluyla sıvı ve tuz kaybına bağlı olarak ortaya çıkan durumdur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sıcak çarpmalarını; sıcak yorgunluğu ve sıcak çarpması şeklinde ikiye ayırabiliriz” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Artan sıcaklıklara karşı yaşanabilecek sağlık sorunları hakkında açıklama yapan Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. İsmet Parlak sıcak yorgunluğunun belirtileri ile ilgili açıklama yaparak; “Sıcak yorgunluğunun en önemli belirtilerinin başında aşırı terleme, solgunluk, kas krampları, baş ağrısı, baş dönmesi veya yorgunluk, uykuya meyil, hızlı, zayıf nabız, hızlı yüzeysel nefes alma gibi faktörler yer alıyor” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sıcak yorgunluğuna karşı neler yapılası gerektiğini paylaşan Parlak; “Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır, Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir, Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir. Hasta/yaralının serin bir yere taşınmasına yardımcı olun. Bacaklarını hafifçe kaldırmış bir vaziyette uzanmasını yardım edin. Hasta/yaralıyı temiz bir bez veya sünger gibi bir malzemeyle silerek ya da serin bir duş almasını sağlayarak soğutun. Hasta/yaralının dinlenmesini isteyin. Normal şartlarda hasta/yaralıdan ilk yardımın temel bir kuralı olarak herhangi bir şey yememesi ve içmemesi istenirken, sıcak yorgunluğunda istisnai bir durum olarak bol su içmesi istenir.112 acil yardım numarasını arayarak ya da aratarak yardım istemeyi unutmayın. Hasta/yaralının nefesini ve bilincini gözlemlemeye devam edin” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Aşırı sıcakların etkisi sonucunda yaşanan sıcak yorgunluğu hastalığının risk grubunda bulunan kişileri aktaran Parlak; “Sıcak çarpması için özel bir risk grubu bulunmamakla beraber, diğer hastalık ya da yaralanmalar için hassas olan kişiler, sıcaktan da diğer kişilere göre daha çok; kalp hastaları, tansiyon hastaları, diyabet hastaları, kanser hastaları, normal kilosunun çok altında ve çok üzerinde olanlar, Psikolojik yada psikiyatrik rahatsızlığı olanlar etkilenirler. Bu kişiler; böbrek hastaları, 65 yaş üzeri kişiler, 5 yaş altı çocuklar, hamileler, sürekli ve bilinçsiz diyet uygulayanlar, yeterli miktarda su içmeyenler” diye belirtti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Son olarak sıcak çarpmasından korunmak için alınması gereken önlemler konusunda bilgiler veren Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. İsmet Parlak şu ifadelere yer verdi; “Özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır. Güneşe çıkmadan en az 30 dakika önce en az 30 faktörlü koruyucu bir güneş kremi kullanılmalıdır. Eğer yüzülüyorsa güneş koruyucu krem iki saatte bir yenilenmelidir. Mevsim şartlarına uygun, bol, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir. Bol miktarda sıvı tüketilmelidir. Vücut temiz tutulmalıdır. Her öğünde yeteri miktarda sindirimi kolay hafif yiyecekler tercih edilmelidir”.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Aug 2022 09:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2022/08/sicaga-karsi-en-etkili-onlem-bol-sivi-tuketmek-1661410859.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrek Yetmezliklerine Bir Umut Daha</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/bobrek-yetmezliklerine-bir-umut-daha-1395</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/bobrek-yetmezliklerine-bir-umut-daha-1395</guid>
                <description><![CDATA[Aksaray Üniversitesi (ASÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Karahaliloğlu, kronik böbrek rahatsızlıklarının en yaygın tedavisi olan diyaliz prosesinde kullanılabilecek yeni nesil bir hemodiyaliz membranı hazırlayacaklarını, konuya dair projelerinin TÜBİTAK tarafından kabul edildiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Geliştirilecek olan hemodiyaliz membranının hâlihazırda sıklıkla kullanılan polietersülfon diyaliz membranlarına bir alternatif olabileceğini, yüzey özellikleri ve üretim prosedürü yönüyle bir üstünlük ortaya koyabileceğini kaydeden Karahaliloğlu, bu mebranın çevre dostu ve biyouyumlu olacağını belirtti. Çalışmanın gelecek açısından da önemli çıktılarının olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Zeynep Karahaliloğlu, “Böbrek yetmezliği günümüzün önemli sağlık problemlerinden birisi ve bu sağlık probleminin en yaygın tedavi şekli diyaliz. Hazırlayacağımız membran, diyaliz prosesinin iyileştirilmesine katkı sağlamanın ötesinde, daha sonraki çalışmalarda giyilebilir bir diyaliz makinesi tasarımına da dönüşebilecektir. Böylelikle su ve elektrik gibi kentsel altyapı ihtiyaçları gerektiren hemodiyaliz prosesinin, herhangi bir afet durumunda sekteye uğraması da engellenmiş olacaktır” dedi. Projenin TÜBİTAK-3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında kabul edildiğini anımsatan Doç. Dr. Karahaliloğlu, açıklamasının son bölümünde&nbsp; “Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu” üyelerine katkılarından dolayı teşekkür etti. Projenin çalışma ekibinde Kapadokya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Baki Hazer, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Batur Ercan ve Konya Şehir Hastanesi’nden Doç. Dr. Rafiye Çiftçiler yer alıyor.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">ASÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Şahin, projelerinden dolayı Doç. Dr. Zeynep Karahaliloğlu’nu tebrik etti ve tüm çalışma ekibine başarılar diledi.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Aug 2022 10:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2022/08/bobrek-yetmezliklerine-bir-umut-daha-1659597275.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARDA GENİZ ETİ FAYDALI MI ?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/cocuklarda-geniz-eti-faydali-mi-846</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/cocuklarda-geniz-eti-faydali-mi-846</guid>
                <description><![CDATA[Geniz eti çocuklarda burnun arka kısmında yerleşmiştir sekiz yaşına kadar büyüme eğilimin dedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sekiz yaşından 16 yaşına kadar küçülme eğilimindedir. Burundan geçen havanın temizlenmesini sağlar aslında geniz kısmında bekçi görevi görür. Çocukların yüzde doksanında herhangi bir semptom vermez herhangi bir zararı olmaz faydası olur. Ancak günümüzde sağlıksız beslenme artan alerji oranları ve yapısal problemler nedeniyle geniz eti sıklığı eskilere göre artmaktadır. Büyük Geniz eti burnu tıkadığı için mekanik olarak solunumu engeller ve tıkayıcı uyku apnesi denilen uykuda solunumun durmasına varan ciddi problem oluşturabilir.Uyku apnesi gelişen çocuklar da büyüme gelişme geriliği, hormonal bozukluklar, yeme bozuklukları ve davranış bozuklukları görünür. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geniz eti bağışıklık sisteminin elemanı olduğu için yakaladığı mikropları imha eder ancak bazen mikroplar geniz etine yerleşerek burada kronikleşir ve sürekli enfeksiyon kaynağı olur, yani tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;Geniz eti yapısal bozukluklara sebep olur mu? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Evet.Geniz eti yapısal bozukluklara sebep olabilir bu hastalar kapıdan girdiğinde direk yüzünden tanınabilir.Anne babasına benzemek yerine&nbsp; Adenoid yüz dediğimiz kendilerine has tipik yüz belirtisi gösterir. Problemin uzun sürmesi sonucu uzun ve ince yüz yapısı, yüksek damak, üst çenenin öne doğru büyümesi, ağzının sürekli açık olması hali, bozuk dişler ve göz altlarında çöküklükle&nbsp; karakterize tipik yüz ifadesi ortaya çıkar. Geniz eti olan çocuklarda horlama, ağzı açık uyuma, uyku bozuklukları, ders başarısında azalma huzursuzluk, konuşma ve yutma bozuklukları, kulakta sıvı toplanması, tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonu ve boğaz enfeksiyonları ortaya çıkar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geniz eti tanısı nasıl konur? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geniz eti kulak burun boğaz uzmanlarının ellerinde bulunan özel bir alet olan endoskopi yardımıyla muayene esnasında direk görülebilir veya gerekli görülmesi halinde film çekerek saptanabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geniz eti ne zaman tedavi edilmelidir? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Enfeksiyonu olan hastaların ilaç tedavisinden sonra Geniz eti tekrar değerlendirilmesi gerekir.Ağzı açık uyuma, horlama ve yatakta sürekli dönme boyunda ve başta terleme şikayetine neden olan geniz eti semptomatik olmuş demektir ve ameliyat gerektirir. Beraberinde kulakta sıvı ve bademciklerin durumuda kontrol edilmelidir. Alınan geniz etinin yenilememesi için buharlaştırma yöntemi ile endoskopik görüş altında tümüyle alınması daha iyi olur. Klasik kazıma yöntemi ile de alınması yeterli olabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">En sık hangi yaş aralığında yapılır?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Genellikle 3-6 yaş arasında daha sık yapılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geniz eti ameliyatı nasıl yapılır ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Geniz eti ameliyatı uyutularak yani genel anestezi altında yapılır ağız içerisinden alınır ve günübirlik yapılan bir işlemdir hastanede yatmasını gerektirmez.Çocuklar ertesi gün okula gidebilir.Normal bir şekilde beslenebilir.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Feb 2022 14:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2022/02/cocuklarda-geniz-eti-faydali-mi-1644405584.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>5 ÇAYI İÇİN TATLILAR</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/5-cayi-icin-tatlilar-796</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/5-cayi-icin-tatlilar-796</guid>
                <description><![CDATA[Pasta Şefi Didar Yanar konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">LAVANTALI MUHALLEBİ </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Malzemeler </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Muhallebi için: </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">500 gr süt </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">35 gr pirinç unu </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">30 gr lavanta </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 adet limonun kabuğu </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">100 gr toz şeker </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">200 gr krema </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Böğürtlen sosu için: </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">100 gr böğürtlen </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">8 gr mısır nişastası </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">20 gr toz şeker </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">10 gr limon suyu </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">200 gram su </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hazırlanışı: Lavanta tohumu ve limon kabuğunu temiz bir bezin içerisine alıp sarın ki pişerken muhallebiye sadece lezzeti geçsin tohumlar geçmesin. Diğer tarafta bir tencere içerisine 125 gr sütü, nişasta ve şekeri ilave edip ateşe koymadan önce bir çırpın. Şeker ve nişastanın sütün içerisinde açıldığını gördüğümüz zaman kalan sütü de ekleyin. Ardından da kremayı ilave edin. Muhallebiyi ocağa alın altını kısık ateşte açın ve yavaş yavaş pişsin. Sürekli karıştırarak muhallebi koyulaşıncaya kadar pişirin. Sos tavasının içerisine böğürtlenleri, limon suyunu, su, ve suda açılmış nişastayı ekleyin. Ocağa alıp altını iyice açın kaynadığını gördükten sonra altını kısıp bir beş dakika kadar daha kısık ateşte kaynatın. Kıvama gelen muhallebiyi ocaktan alıp içerisinde ki beze sarılı lavantayı da içerisinden çıkarın ve muhallebiyi kaselere dökün üzerine de hazırlamış olduğunuz böğürtlen sosunu döküp servis edin. Afiyet olsun. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YALANCI TAVUK GÖĞSÜ </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">70 gr un </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">100 gr şeker </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 gr vanilya </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">500 gr süt </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 gr tereyağ </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 gr toz tarçın </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">20 gr file badem </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hazırlanışı: Tüm kuru malzemeleri süt dolu tencerenin içine ekleyin. Tencerenin altını yakmadan önce tüm malzemeyi iyice karıştırın. Hiç topak kalmayınca ocağın altını açıp pişirin. Dibinin tutmaması için muhallebiyi kıvam alıncaya kadar sürekli karıştırın. Kıvamı yoğunlaşan muhallebiye tereyağı ekleyip karıştırmaya devam edin. Karışımı bir cam kaseye alıp blend edin. Blenderdan geçirdiğimiz muhallebiyi bir kaba boşaltın ve 4 saat boyunca buzdolabında dinlenmeye alın. Afiyet olsun.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ELMA CRUMBLE </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Malzemeler </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hamuru için: </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">300 gr un </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">150 gr toz seker </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 gr tarçın </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 gr vanilya </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">200 g soğuk tereyağı </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Harcı için: </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">5 adet elma </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">60 gr toz şeker </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">10 gr toz tarçın </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">30 gr kuru üzüm </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hazırlanışı: Elmaları yıkayıp, kabuklu veya kabuksuz olarak küp şeklinde doğrayın. Toz şeker, un, tarçın, üzüm ilave edilerek, fırına girecek 30 cmlik oval veya yuvarlak bir kaba koyun. Hamur için; un, şeker, tarçın ve vanilya karıştırılır, soğuk tereyağı ile elde ovuşturarak veya çatalla irili ufaklı top top hamur haline getirin, elmaların üzerine serpilerek tümünü kaplayın. 180 derece önceden ısıtılmış fanlı fırında 45 dakika hamur kızarana kadar pişirin.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Jan 2022 12:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2022/01/5-cayi-icin-tatlilar-1642670565.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BU TEST İLE HASTALIĞINIZI ÖĞRENİN!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/bu-test-ile-hastaliginizi-ogrenin-713</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/bu-test-ile-hastaliginizi-ogrenin-713</guid>
                <description><![CDATA[Kilo problemi , tatlı krizi yaşayan yada ekmek ve unlu yiyeceklere çok düşkün olan kişilerin hemen hemen hepsinin bağırsak florasında kandida adlı mantarın kontrolsüz çoğalma şikayeti olduğunu söyleyen Dr.Fevzi Özgönül,’Kandida herkesin bağırsak florasında olan bir mantar çeşididir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Özellikle sıcak, nemli ve karanlık bölgeleri sevdiği için bağırsak içerisinde ve genital bölgelerde ağız içinde kolaylıkla yerleşir.’dedi.Kandidadan yüzde yüz kurtulmak hemen hemen imkansızdır. Bölgede bulunan probiyotik bakteriler tarafından kontrol altında tutulduğunda hastalık oluşturan bakterilere karşı bir nevi destek görevi de yaptığı için bir diğer yönden bağışıklık sistemimiz için de destektir. Sadece kontrolsüz üremeye başladığında geçirgen bağırsak sendromu oluşturup&nbsp; Haşimato tiroidi gibi, bir çok oto immün hastalığın da nedeni olabilmektedir.Dr.Fevzi Özgönül,’Kandida’nın hastalık oluşturması için kontrolsüz bir şekilde çoğalması yeterlidir. Vücudunuzda kandida olup olmadığını ise evinizde yapabileceğiniz ‘tükürük testi’ ile öğrenebilirsiniz.” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Tükürük Testi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Şeffaf cam bardak (üzerinde desen olmaması önemli)</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Su: Cam bardağı 2/3 kadar su ile doldurun. Sabah aç karına yataktan kalkınca su içmeden veya ağzımızı çalkalamadan bu su dolu bardağa tükürün. Eğer tükürüğünüz suyun üzerinde kalıyorsa korkmayın. Büyük bir olasılıkla sizde kandida enfeksiyonu yok. Eğer tükürüğünüz su yüzeyinden dibe doğru deniz anası gibi sarkıyorsa veya dibe doğru çökme oluyorsa sizde büyük ihtimalle kandida enfeksiyonu vardır.Bu çay kürü kandida mantarını zayıflatarak probiyotik bakteriler tarafından kontrol altına alınabilmesini sağlamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 tutam aynısefa bitkisi ( püskül şeklinde bir tutam )</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 bardak sıcak su</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 tatlı kaşığı çörek otu yağı</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Aynısefa bitkisi sıcak suda 10 dakika çay gibi demlenir kaynatılmaz. Akşam yatmadan 2 saat önce içilir.Yatmadan önce de 1 tatlı kaşığı çörek otu yağı içilmesinde fayda var.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Dec 2021 16:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/12/bu-test-ile-hastaliginizi-ogrenin-1640178277.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dizde Ağrı ve Şişkinliğe Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/dizde-agri-ve-siskinlige-dikkat-657</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/dizde-agri-ve-siskinlige-dikkat-657</guid>
                <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menisküs nedir ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menisküsler, femur kondilleri ve tibia platosu arasında bulunan dairesel kama şekilli fibro-kartilajinöz 2 adet yapıdır. Temel olarak su ve Tip 1 kollajen liflerinden oluşmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menisküs Ne İşe Yarar?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Diz eklemi üzerinde oluşan yüklenmelere ve darbelere karşı direnç sağlama yanında, yükü dağıtmak ve stabilizasyona katkıda bulunur. Ayrıca, menisküsler eklem kıkırdağının lubrikasyonu (kayganlık), beslenmesi ve propriyosepsiyonundan (eklemlerin, uzuvların, bağların, beyin tarafından algılanıp, bu bölgelerin en güvenli konumda tutulacağı yanıtların oluşturulması sürecinin adıdır ve proprioseptif süreç derin duyular tarafından yönetilir) sorumludur. Aksiyel yüklenmeyi karşılayan çevresel lifler ile bu lifleri bir arada tutan ve vertikal(dikey) ayrışmalarını engelleyen radiyal lifler bulunur. Bu bilgi çok önem arz etmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Belirtileri nelerdir ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Diz ağrısının birçok nedeni arasında menisküs yaralanmaları çok önemli rol oynar. Diz ağrısı ile birlikte, şişlik, hareket kısıtlılığı, takılma, klick sesi, kilitlenme hatta boşalma hatta yürümede ve dengede bozulmalar bile görülebilir. Ana dokudan ayrılan yırtıklar, eklem arasında yer değiştirerek kilitlenmeye neden olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hasta mediya(iç)l ve lateral(dış) eklem çizgisi hattında hassasiyet ve ağrı tarifler. Özellikle diz ekstansiyon(dizi doğrultma) hareketinde kayıp ve takılma saptanabiliyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">En sık kimlerde görülür ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Sıklıkla sporcularda görüldüğü için bir sporcu hastalığı olarak bilinse de ani dönme hareketleri ve aşırı yüklenme başta olmak üzere, diz travmaları ile ve yaşlanmanın bir sonucu olarak da karşımıza çıkabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tanısı nasıl konulur ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menisküs yırtıklarında, muayene ve manyetik rezonans (MR) görüntüleme ile tanı konulmaktadır. Ancak hiçbir diz şikayeti olmayan kişilerde de %20 MR’da menisküs yırtıkları saptanabilmektedir. Buradan şu anlam çıkar; yırtığın olmasına bakılarak hemen ameliyat edilip bu kıymetli destek doku çıkartılıp atılmamalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tedavisi nasıl Yapılmalıdır ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tedavide amaç sadece ağrıyı kesmek olmamalıdır. Çünkü sadece ağrı kesilmesi hedeflenir ise gelecek gün/ay/yıllarda dizdeki bozulmanın yolu da açılmış olacaktır. Tedavide ameliyatsız yöntem sayısı oldukça çok sayılagelse de işin ehli bir uzman eli ile yapılan tedavi seçilmelidir. Bunlar arasında en önemli seçenek yeni gelişen ve rejeneratif yaklaşım olan kök hücre kombinasyonudur. Buna takviye olarak osteopatik manuel terapi, kinezyobantlama, proloterapi, nöralterapi, ozon terapi, kullanılabilmektedir. Ayrıca gerekli egzersizler verilmeli ve gerekli kısıtlamalar(en başta kilo verme) yapılmalıdır ki bir ömür boyu çek gerekli olan bu kıymetli dokuyu koruma altına almış olalım. Aksi takdirde düşük dereceli yırtıklar ilerleyerek cerrahi tedavi gerektirebiliyor. Kolayca alınması halinde eklem kayganlığı, ve pozisyon algılanması bozulacak ayrıca diz kireçlenmesine zemin hazırlanmış olunacaktır. Menisküs yırtığı bulunan hastalarda, artan kilo ile kıkırdak hacminde hızlı kayıp ve diz ağrılarında artış saptanmıştır. Ayrıca, %1 kilo vermenin kıkırdak kaybında ve diz ağrılarında azalma ile sonuçlandığı gösterilmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bulguları ortadan kaldırmayı hedefleyen tedaviler yerine dokuyu tamir eden tedaviler önce düşünülmeli ve uygulanmalıdır. Ayırıcı tanıda, kıkırdak hasarları gibi diğer bozukluklar&nbsp; mutlaka gözden geçirilmelidir. Artan yaş ile birlikte, diz ekleminde artoz değişiklikleri&nbsp; başlar ve gittikçe ilerler. Daha ileri yaş hastalarda, eğer menisküs yırtıklarına kıkırdak hasarı da eşlik ediyor ise, menisküs yırtığına yönelik uygulanacak cerrahi yöntemlerden yeterince iyi sonuçlar alınamamaktadır. Bu hastalarda cerrahi ile fizik tedavi arasında fark bulunmamaktadır. Tedavide asıl amaç gelecek yıllarda&nbsp; tekrarlamasını önlemek olmalıdır. Tedavide yırtığın yaşı(yılı), tipi ve yeri göz önüne alınmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Menisküs yırtıkları, lokalizasyonuna göre avasküler(kanlanma olmayan) ve vasküler(kandan beslenen) bölgelerde bulunabilir. Vasküler bölgedeki yırtıkların konservatif olarak iyileşme kabiliyeti vardır. Avasküler bölgedeki yırtıkların, cerrahi tamir sonrasında bile iyileşme yeteneği hayli düşüktür. Yine akut yırtıklar aniden meydana gelirken kronik yırtıklar ise yıllar içinde yıpranma sonucunda ortaya çıkar. Yaşın ilerlemesi ile birlikte, menisküsün bozulma&nbsp; süreci başlar. Artan yaş ile birlikte; menisküsün kalitesi azalmakta, su içeriği artmakta, hücresel içerik azalmakta, kollajen ve glukozaminoglikan oranları azalır. Bunun sonucunda, menisküs dejenerasyona ve yaralanmalara karşı dayanıksız hal almaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Dejeneratif menisküs yırtıkları, yaşlı hastaların yanı sıra fiziksel olarak aktif kişilerde de meydana gelebilmektedir.&nbsp; 7-8 tip menisküs yırtığı vardır(vertikal, longitudinal, oblik, radyal, horizontal, kök, kova sapı ve kompleks). Radyal, oblik ve kova sapı yırtıkları dışındaki yırtıklara hemen cerrahi önerilmemelidir. Özellikle deplase kova sapı menisküs yırtığına bağlı kilitli diz varlığında cerrahi öncelikli düşünülmelidir. Cerrahi yöntemler içerisinde önce tamir ikinci planda menisektomi düşünülmelidir. Menisküsün %15-34’ünün çıkarılması dizdeki şok emici etkisini azaltmakta ve temas basıncını %35 oranında artırmaktadır. Bu da dizde kireçlenme hızını artırmak demektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tedavi tercihinde çevresel liflerin devamlılığının bozulup bozulmadığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Günümüze kadar, stabil menisküs yırtıkları olan orta yaş ve üstü kişilerde cerrahi tedavilerin fizik tedaviye üstünlüğünü gösteren yeterli kanıt bulunamamıştır.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Dec 2021 10:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/12/dizde-agri-ve-siskinlige-dikkat-1639120325.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nezleye Karşı Karabiber Çayı Tüketin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/nezleye-karsi-karabiber-cayi-tuketin-621</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/nezleye-karsi-karabiber-cayi-tuketin-621</guid>
                <description><![CDATA[Karabiber Çayının faydalarını saymakla bitiremeyen Dr.Fevzi Özgönül ,karabiber çayının antioksidan ve serbest radikalleri azalttığını ,nezle, soğuk algınlığı, öksürük, solunum sıkıntısı ve ateş semptomlarında da rahatlama sağladığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bunların yanında karabiber çayı,menstrüasyon sırasında ağrıyı hafifletir, sindirim, iştah ,gaz, ishal gibi sindirim sistemi problemlerini iyileştirmek için iyi bir yardımcıdır.Karaciğer ve tükürük üretiminden safra asidi salgısını arttırır.Biber,midede hidroklorik asit salınımını arttırarak sindirimi kolaylaştırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Zencefilin %3’ünü uçucu yağlar oluşturur ve tadını phenylpropanoid adındaki maddelerden alır. Bunun dışında zengin bir B3, B6 ve demir, kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, magnezyum minerallerini içermektedir. Bunların dışında zencefil ayrıca leysin, treonin, triptofan, valin, fenilalanin gibi amino asitler içermektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Karanfilin çok etkili bir antioksidan özelliğinin olması kanserden, solunum yolları hastalıklarına, saçlardan, tırnaklara kadar çok geniş bir alanda sağlığımızı korumak için hizmet ettiğini belirten Dr.Fevzi Özgönül, 'Diş ağrımız varsa karanfil bize bu konuda da yardımcı olur.'dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Tarçın&nbsp; ise glukoz emilimini yavaşlatan sindirim enzimlerini destekleyen bir yapıya sahiptir.Bu nedenle tarçın, insülinin etkinliğini 20 kat arttırabilir. Kullanıldığında şeker isteğini azaltır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bu çayı akşam yemeğinden önce her gün içebilirsiniz ancak karabibere karşı hassasiyeti olanların bu çayı tüketmelerini önermiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Peki Karabiber Çayı Nasıl Hazırlanılır ? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">6 adet tane karabiber</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2 adet&nbsp; karanfil</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 diş sarımsak</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 çubuk tarçın</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">1 çay kaşığı taze zencefil rendesi veya ½ çay kaşığı toz zencefil</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">dilerseniz ½ çay kaşığı bal</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">2-3 damla limon suyu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hepsini bir demliğe koyup 20 dakika kaynar su ile demledikten sonra içebilirsiniz.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Nov 2021 12:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/11/nezleye-karsi-karabiber-cayi-tuketin-1637832428.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alın Kırışıklıkları Neden Olur? Tedavisi Nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/alin-kirisikliklari-neden-olur-tedavisi-nedir-620</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/alin-kirisikliklari-neden-olur-tedavisi-nedir-620</guid>
                <description><![CDATA[Alın bölgesi yüzde özellikle mimik hareketlerine nedeniyle en erken kırışan bölgelerden biridir. Alın kırışıklıkları insanın olduğundan daha yaşlı görünmesine neden oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İlerleyen yaşla birlikte alın bölgesinde ince çizgiler, çukurlar şeklinde görülen kırışmalar son derece olağan durumlardır. Alın bölgesinde oluşan kırışıklıklar, kişiyi olduğundan daha yaşlı, daha yorgun ve daha kızgın göstermesi açısından estetik uygulamaları gerekli kılar. Alın estetiği işlemlerinde temel amaç, kırışıklıkların giderilmesi ve alın bölgesine genç,dinamik bir görünüm kazandırılarak yüz estetiğinde kusursuz bir görünüm elde etmektir. Bu amaca pek çok farklı yolla ulaşabiliyoruz. Bicoronal kesilerin veya endoskopik kesilerin yapıldığı alın estetiği işlemlerinde, saçlı deriden girilerek alın bölgesi gerilir ve oluşan gerilmeyle birlikte kırışıklıklar ortadan kalkar </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alın kırışıklıkları nasıl tedavi edilir ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Biocoronal kesilerin kullanıldığı işlemlerde;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alnın tümü saçlı deriden girilerek yukarı doğru kaldırılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Endoskopik kesileri uyguladığımız işlemlerde;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Saçlı bölgeden daha önceden belirlenmiş belirli noktalardan girilerek, alnın belirli yerlerden kaldırıldığı işlemlerdir. Endoskopik yöntemde, daha az kesi uygulanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Alnı çok geniş olan ve sorunların ilerlediği kişilerde, bicoronal kesiler uygulanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İyileşme süresi 1-3 hafta içindedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Kişi günlük hayatına kısa zamanda dönebileceği gibi, operasyondan sonra oluşan morluk, şişlik, kızarıklık gibi durumlar birkaç gün içinde kendiliğinden yok olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">İPLE ASMA YÖNTEMİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Bizim estetik işlemlerde sıkça kullandığımız PDO ipler, tıbbi olarak üretilen, kişinin metobolizmasına karışarak kaybolan maddeden yapılır ve kişinin cildine gergin bir görünüm kazandırma amacı ile kullanılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hyaluronik Asit Yüz Dolgusu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Hayvansal kaynaklı olmayan, deride doğal olarak bulunan hyaluronik asit tıbbi işlemlerden geçirilerek cilde uygulandığında, çevresindeki nemi emerek genişler ve cilde dolgunluk kazandırır. Bugün estetik işlemlerde sıkça ve güvenle uyguladığımız hyaluronik asit, alın kırışıklıklarının giderilmesinde de başvurduğumuz bir tedavi şeklidir.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Nov 2021 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/11/alin-kirisikliklari-neden-olur-tedavisi-nedir-1637832004.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dar Pantolon Giyen Erkekler Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/dar-pantolon-giyen-erkekler-dikkat-480</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/dar-pantolon-giyen-erkekler-dikkat-480</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre normal kabul edilen sperm sayısında son 50 yılda büyük bir düşüş yaşandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1950’li yılların başında bir erkeğin menisinde bulunması gereken ortalama sperm sayısı 100 milyonken, 2011 verilerine göre bu rakam 15 milyona kadar düştü. Peki, bu düşüşe neden olan etkenler neler ve bu durumum önüne geçebilmek mümkün mü? Embriyolog Abdullah Arslan, dış etkenlerden en fazla etkilenen vücut hücrelerinin başında gelen spermin kalitesini bozan ve sayıca azalmasına neden olan faktörlerden sıcaklık ve giyinme alışkanlıkları hakkında bilgi verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan vücudunda tüm hücreler dış etkenlerden etkilenmektedir. Fakat bazı hücreler daha dayanıklı olurken bazıları çok daha fazla hassas olabilmektedirler. Kadında yumurtalıklar ve yumurta hücreleri, erkek vücudunda ise sperm hücreleri dış etkenlerden en kolay ve hızlı etkilenen hücrelerdir. En kolay etkilenmekle birlikte sperm hücreleri aynı zamanda çok hızlı çoğalabilen hücreler arasında yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son yüzyılda endüstriyel gelişmeler ve değişmeler yaşandığını belirten Embriyolog Abdullah Arslan şunları da hatırlattı; bu gelişmelere paralel olarak da sperm kalitesini olumsuz etkileyen pek çok faktör yaşamımıza girdi ve girmeye devam ediyor. Bu etmenlerin bazılarını şöyle sıralamak mümkün; Hava kirliliği, deniz kirliliği, su kirliliği, hormon içeren suni yemler, cinsel ilişki sıklığı, beslenme alışkanlıkları, ilaç kullanımı, sigara alkol ve uyuşturucu kullanımı ve son olarak sıcaklık faktörü. Önceleri modern yaşam alanlarında, yani şehirde yaşayan erkeklerin sorunuyken artık gelişen imkânlar ile en ücra yaşam alanlarına kadar giren giyim kuşam alışkanlıklarındaki değişikliklere dikkat çeken Embriyolog Abdullah Arslan şunları belirtti; Testislerin sağlıklı kalmaları ve sağlıklı spermler üretebilmeleri için vücut ısısından 1-2 derece daha soğuk olmaları gerekli. İdeal vücut ısısı 36 santigrat dereceyken testislerin olması gereken sıcaklık 34 santigrat derece civarındadır. Özellikle çok dar iç çamaşırı yada pantolon giyen erkek bireylerde uzun süre aynı sıkılıkta ve pozisyonda kalmayla birlikte testis ısısı artmakta ve bu durumda sperm kalitesi düşmektedir. Ayrıca hamamlar, ekmek fırınları ve yüksek ısıya maruz kalan yerlerde çalışan veya çok sık saunaya giden, uzun süre at binen ve bisiklet – motosiklet kullanan kişilerde de sperm sayısı ve kalitesi düşmektedir.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Oct 2021 13:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/10/dar-pantolon-giyen-erkekler-dikkat-1634639889.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hoşgeldin Egehan Gözüm</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/hosgeldin-egehan-gozum-410</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/hosgeldin-egehan-gozum-410</guid>
                <description><![CDATA[Aksaray Belediyespor’un başarılı orta saha oyuncusu Gürcan Gözüm baba olma sevinci yaşadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gürcan Gözüm ve eşi Emir Gözüm Aksaray’da hayata gözlerini açan minik yavrularına Egehan ismini verdiler. Bizlerde Gündem Gazetesi Basın Yayın ailesi olarak çiftleri tebrik eder minik bebeğe uzun ve başarılı bir yaşam dileriz. (Haber Merkezi)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Oct 2021 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/10/hosgeldin-egehan-gozum-1633161358.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burun Spreyi Kronik Tıkanıklığa Çözüm Değil!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/burun-spreyi-kronik-tikanikliga-cozum-degil-385</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/burun-spreyi-kronik-tikanikliga-cozum-degil-385</guid>
                <description><![CDATA[Burun tıkanıklığı ilk bakışta bakıldığında basit gibi görünse de aslında birçok hastalığa zemin hazırlayabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kronik burun tıkanıklığı uykusuzluk ve yorgunluk gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olurken, uzun vadede ise kalp büyümesi gibi çok daha ciddi problemlere yol açabilir. Ayrıca burun tıkanıklığına bağlı geceleri ağızdan nefes almak horlamaya, uyku problemlerine, konsantrasyon sorunlarına neden olabiliyor. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi uzmanı Op Dr Bahadır Baykal konu hakkında bilgiler verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Soğuk algınlığı veya sinüzit gibi hastalıklar geçici süreli burun tıkanıklığı oluşturabilir ama bu durum sorun oluşturmaz. Burun iç kısım eğriliği yani deviasyon yada burun etlerinin büyümesi gibi nedenlerle oluşan kronik burun tıkanıklığı ise uzun dönemde oksijen yetersizliğine neden olarak vücudu olumsuz etkiler. Akciğerlerimize yeteri kadar temiz hava gitmeyince oksijen-karbondioksid değişimi etkilenir, kanımız dokulara eksik oksijen götürür ve zamanla dokularda hasar gelişir. Kaliteli uyku uyuyamayan kişi de yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü gelişir, yüksek tansiyonu takiben kalp de ritm bozukluğu başlar ve bir müddet sonra kalp büyür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kronik burun tıkanıklığı olan hastalardaki en önemli belirtilerden birisi de horlamadır ve kişi sabah uyandığında ağzında kuruluk hissi oluşur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burun iç kısım eğriliği ( deviasyon ) genellikle travma sonrası gelişen burun orta bölmesinin eğriliği durumudur. Gebelikte anne karnında bile, bebeğin dönme hareketleri esnasında burun travmaya maruz kalabilir, doğum sırasında ve çocukluk dönemindeki darbelerde deviasyon gelişiminde rol oynar. Her deviasyonburun tıkanıklığına yol açmaz. Toplumda burun eti olarak bilinen konka adını verdiğimiz burun için yapıların şişmesi de oldukça sık rastlanan kronik buruntıkanıklığı sebeplerindendir. Kadınlarda adet dönemlerinde ve gebelikte yaşanan hormonal değişimlerde burun etlerinin şişmesine yol açar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kronik burun tıkanıklığının sebepleri arasında sürekli alerjiler de önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle alerjik zemine sahip hastalarda gelişen polip gibi yapılar burnu tamamen tıkayabilir. Burun tıkanıklığı burnu tahriş eden her türlü maddeye karşı gelişen reaksiyon sonucu da oluşabilir. En sık görüleni tütün dumanıdır. Bazı hastalar başarılı bir burun ameliyatı geçirseler dahi sigara içmeye devam ettikleri sürece tam olarak rahatlayamazlar. Olağandışı sebeplerden birisi de gastroözofajeal reflü hastalığı (GERD) dır ki; tedavi de mutlaka mide asidinin genize kadar kaçması önlenmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burun tıkanıklıklarından kurtulmak için kişilerin ilk başvurduğu burun açıcı spreylerdir. Bu spreyler&nbsp; en fazla 4-5 gün kullanılabiliyor ama kişiler burundan nefes almanın getirdiği rahatlık ile burun spreyini kullanmaya devam ediyor. Ancak bu spreylerin uzun vade kullanımı kişilerde bağlılığa neden olabilir. Ayrıca kronik burun tıkanıklığına sprey çözüm sağlamıyor..</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer burun tıkanıklığının nedeni deviasyon ise tek çözüm ameliyattır. Kemik ve kıkırdak eğriliği düzeltildiği takdirde nefes sorunu düzelir. Artık oldukça konforlu ve rahat şekilde burun ameliyatlarını gerçekleştirebiliyoruz. Sanırım burun ameliyatlarını korkulan bir operasyon olmaktan çıkardık</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sık tekrarlayan sinüzit ataklarında ise öncelikle ilaç tedavisi ile iltihabı kurutup, sonrasında deviasyon, konka bülloza gibi anatomik problemleri ameliyatla hallediyoruz.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Sep 2021 14:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/09/burun-spreyi-kronik-tikanikliga-cozum-degil-1632828346.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyah Beyazlılar Yaraları Sardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/siyah-beyazlilar-yaralari-sardi-346</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/siyah-beyazlilar-yaralari-sardi-346</guid>
                <description><![CDATA[Geçen hafta 52 Orduspor karşısında ilk yenilgisini alan Aksaray Belediyespor, Altındağspor engelini 1-0’la aştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siyah beyazlılar evinde tam 214 gün sonra kazanarak zirve takibini sürdürdü. Spor Toto 3’üncü lig 2’inci grupta şampiyonluk mücadelesi veren Aksaray Belediyespor Ankara temsilcisi Altındağspor’u kendi saha ve seyirci önünde ağırladı. Karşılaşmadan 1-0’lık galibiyet ile ayrılan siyah beyazlılar geçtiğimiz hafta aldığı 2–1’lik 52 Orduspor maçının yaralarını sardı. Tam 214 gün sonra evinde galibiyeti getiren golü Alican Tez kaydetti. Aksaray Belediyespor puanını 4’e yükseltirken Altındağspor ise 1 puanda kaldı. (Haber Merkezi)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Sep 2021 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/09/siyah-beyazlilar-yaralari-sardi-1632302211.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mantarın Bilinmeyen Faydaları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/mantarin-bilinmeyen-faydalari-255</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/mantarin-bilinmeyen-faydalari-255</guid>
                <description><![CDATA[Antik çağlardan beri mantarlar birçok hastalık için yiyecek ve ilaç olarak kullanılmıştır. Dünyada yaklaşık olarak 5000 mantar türü vardır. En çok üretilen mantar türü ise Agaricus bisporus’tur. Bu tür, Türkiye'de yaygın olarak yetiştirilen ve satılan beyaz şapkalı bir kültür mantarıdır. Son dönemlerde yapılan bilimsel araştırmalar da mantarlardan elde edilen bileşenlerin tedavi edici (terapötik) etkileri olduğu tespit edilmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunlar;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-Bağışıklık sistemini güçlendirip, sağlığı koruyabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-İçerdiği selenyum minerali sayesinde antienflamatuvar ve antikanser etkisi vardır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-Beta-glukan kaynağıdır, bu sayede kolestrolün ve trigliserit seviyelerini düşürülmesine yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-D vitamini içeren nadir bitkisel besinlerdendir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-İyi bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidan etkisiyle beyin ve cilt sağlığına korumaya yardımcı olur. En çok antioksidan etkiye sahip mantarlar beyaz mantar türüdür.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-İçeriğindeki bakır minerali sayesinde anemi, halsizlik ve kemik hastalıklarının oluşma riskini azaltmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-Mantarda bulunan kolin adı verilen bir maddenin uyku, hafıza ve öğrenmeyi güçlendirmeye yardımcı etkisi bulunmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;-Diyabet tanısı olan bireylerde, kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve insülin direncini arttırmaya yardımcıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">MANTARIN KALORİSİ VE BESİN DEĞERİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beslenme açısından değerlendirildiğinde, düşük kalori içeriğinin yanı sıra esansiyel amino asitler, karbonhidratlar, lif, önemli vitamin (A, B, C, D, K) ve mineraller (demir, fosfor,selenyum, çinko, kalsiyum, bakır, magnezyum, potasyum) açısından da zengindir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle B vitamini açısından zengindirler; Riboflavin (B2), Folat (B9), Tiamin (B1), Pantotenik asit (B5), Niasin (B3)</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">100 gr kültür mantarı için ise belirtilen besin değerleri;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalori: 21 kcal</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Protein: 3 gr</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Karbonhidrat: 3 gr</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lif:1 gr</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yağ : 0 gr</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">MANTAR TÜKETİMİNİN KANSER ÜZERİNE ETKİSİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüzde mantarlar çeşitli hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için takviye edici besin olarak kullanılmaktadır. Özellikle de kanser hastaları için en çok tavsiye edilen takviye edici besindir. Çünkü mantarların bağışıklık sistemini düzenleyen ve tümör oluşumunu engelleyici bir etkisi bulunmaktadır. Son yıllarda belirli mantar türlerinin kanser üzerindeki olumlu etkisi giderek daha fazla yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Mantar türleri, immünomodülatör özelliklerinden dolayı kanser önleyici etkilerini gösterirler. Mantarın bu özelliğini sağlayan bileşenlerin başında polisakkaritler ve Beta-glukan gelmektedir. Aynı zaman da kanser hastası olup kemoterapi alan bireylerde de kemoterapinin yan etkilerinin azalmasına da yardımcı olmaktadır. Bu yan etkilerin en başında bulantı, kansızlık ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gelmektedir. Aynı zamanda içerisinde bulunan Konjuge linoleik asit sayesinde meme ve prostat kanserine karşıda yararlı etki gösterebilmektedir. Fitobesin içeriği yüksek olan mantarların yararlı etkilerinin yanı sıra, oldukça az sayıda yan etkiye sahiptir ve vücut tarafından kolaylıkla tolere edilebilmektedirler. Kanser üzerindeki en etkili mantar türü ise&nbsp; kırmızı reishi mantarıdır. Bu mantar türü bağışıklık sistemindeki makrofaj hücrelerinin kanserle savaşmasına yardımcı olmaktadır. Düzenli tüketiminden sonra&nbsp; insan vücudundaki anti-kanser etkisi olan maddelere de yardımcı olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">MANTARIN YAN ETKİLERİ</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mantarlar geniş bir ailedir ve bazı türleri ise zehirli olabilmektedir. Bu türlere dikkat edilmesi gerekmektedir aksi taktirde ölüme ve zehirlenmelere yol açabilir. Bu yüzden bilinmeyen mantar türlerinin asla tüketilmemesi gerekmektedir.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Sep 2021 10:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/09/mantarin-bilinmeyen-faydalari-1631001176.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kafeinin Faydaları ve Zararları Nelerdir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/kafeinin-faydalari-ve-zararlari-nelerdir-254</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/kafeinin-faydalari-ve-zararlari-nelerdir-254</guid>
                <description><![CDATA[Kafein, çay ve kahve ile alınabilen eski bir bitkisel alkaloiddir. Çay ve kahvenin yanı sıra 60 adet bitkinin de kafein içerdiği bilinmektedir. Kafein günümüzde kolalı içeceklerin ve merkezi sinir sistemine uyarıcı etkide bulunan ilaçların yapımında kullanılmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafeinin etkileri nelerdir ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafein, merkezi sinir sistemini uyarıcı bir etkiye sahiptir. Bu durumun faydalı etkileri olduğu gibi günlük alınması gerekenden (≤300 mg) fazla kafein tüketimi sonucunda zararlı etkileri oluşabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Kafeinin Faydaları</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fiziksel ve zihinsel yorgunluğu giderebilir ve bunun sonucunda bireylerin çalışma kapasitesi ve yeteneği gelişebilmektedir. Enerji artırımına yardımcı olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dikkat dağınıklığının önüne geçer odaklanmaya ve konstransyonu arttırmaya yardımcı olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı durumlarda bağ ağrılarını ve migren ağrılarını rahatlatabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı çalışmalar sonucunda Alzheimer hastalığını önlemede yardımcı olduğu bulunmuştur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Spor ve ağır antrenman sonucunda oluşan yorgunluğu önleyebilir, Bundan dolayı çoğu sporcu daha iyi bir performans sergilemek amacıyla kafein içeren içecek tüketmektedir. Tepki hızını Spor esnasında tepki hızını arttırarak, daha hızlı algılamayı ve düşünmeyi sağlayıcı pozitif yönlü etkileri vardır. Ağırlık antrenmanı yapan sporcular için kas ağrılarını azaltabilir ve spor eğitiminin devamlılığını sağlayabilir.§&nbsp; Metabolizma hızını arttırarak daha hızlı yağ yakımına yardımcı olabilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merkezi sinir sistemine olan uyarıcı etkisiyle&nbsp; kalp atış hızı ve kan basınını arttırabilmektedir . Kan basıncının artmasıyla böbreklerde daha fazla kanın süzülmesini sağlar ve böylece vücuttaki suyun dışarı atılmasını sağlar. Kafeinin bu etkisine diüretik etki denilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Deri ve zührevi hastalıklarını iyileştirici bir etkisi de bulunmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafeinin Zararları</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aşırı yükleme yapılması sonucunda kafenin zararlı etkileri de bulunmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diüretik etkisinden dolayı idrarla kalsiyum mineralinin kaybı artar ve durum osteoporoz gelişmesi riskini arttırır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uykunun azalmasına veya uykuya dalma süresinin uzamasına sebep olabilmektedir. Bu durum sonucunda bireylerde sinirlilik hali görülebilmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İştahın azalmasına neden olur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kan basıncının fazla yükselmesiyle oluşan el titremesi ve vücudun aşırı ısınması görülebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mide salgılarını arttırıcı etkisinden dolayı mide bulantısı görülebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafein tüketim miktarı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafein alınması gereken miktar bireyden bireye değişiklik göstermektedir. Ortalama olarak ise günlük alınması gereken miktar 300 mg ve altıdır. Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesi de çocukların ve gebelerin kafein alımdüzeyleridir. Günümüzde çocukların sıklıkla tükettiği kola ve benzeri içeceklerin alımı sınırlandırılmalıdır.Gebelik döneminde günlük alınması gereken kafein miktarı ise 200 mg ve altıdır. Gebe olan kadınların kahve ve çay gibi içecekleri tüketimine özen göstermesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">HANGİ BESİN NE KADAR KAFEİN İÇERİR?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafein içeren içecekler</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kahve (150 ml)</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türk kahvesi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 110-150 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Filtre kahve&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 64-124 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Instant kahve&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 40-108 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafeinsiz kahve&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2-5 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Espresso kahve(50-60 ml)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 130-200 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Americano Kahve&nbsp;&nbsp; 60 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siyah&nbsp; Çay (100 ml)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 40-80 mg&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeşil Çay&nbsp;&nbsp; (100 ml)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 20 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kakao (150 ml)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çikolatalı süt (230 ml)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çikolata (30 g)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;20 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kola (330 ml)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 38.4-45.6 mg</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Sep 2021 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/09/kafeinin-faydalari-ve-zararlari-nelerdir-1631000900.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TFF 3. Lig: 68 Aksaray Belediyespor: 1 - İskenderunspor: 1</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/tff-3-lig-68-aksaray-belediyespor-1-iskenderunspor-1-251</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/tff-3-lig-68-aksaray-belediyespor-1-iskenderunspor-1-251</guid>
                <description><![CDATA[TFF 3. Lig’in ilk haftasında 68 Aksaray Belediyespor, Hatay ekibi İskenderunspor ile 1-1 berabere kaldı.
Stat: Aksaray Dağılgan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hakemler: Serkan Gürbüz xx, Musa Murat Emre xx, Yunus Yıldız xx</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">68 Aksaray Belediyespor: Serkan Demirol xx, Alperen Kuyubaşı xx, Gürcan Gözüm xx, Alican Tez xx, Ayberk Altan xx (Semih İntepe dk. 86 ?), Furkan Gedik xxx (Ahmet Tuna Akıl dk. 46 xx), Burak Çolak xx (Oğuzhan Köseoğlu dk. 74 x), Serkan Yıldız xx, Mervan Yusuf Yiğit xxx (Hasan Gündoğdu dk. 69 xx), Necmi Çoban xx, Fatih Çolak xx</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yedekler: Hasan Çayrak, Hikmet Enes Etlik, Nurullah Serbest</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Teknik Direktör: Mustafa Ceviz</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İskenderunspor: Ramazan Haklı xx, İsmail Güven xx, Abdurrahman Kuyucu xx (Osman Şahin dk. 57), Hakan Kuş xx (Burak Temir dk. 77 x), Emre Gemici xx, Enes Soy xx(Aydın Yılmaz dk. 68 x), Ahmet Devret xx, Murat Erdemir xx (Buğra Temel dk. 77 x), Onur Ural xx, Ethem Ercan Pülgir xx, Metehan Baltacı xx</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yedekler: Muhammet Can Tuncer, Kadir Bilimlier, Buğra Temel, Fadıl Kocaoğlu</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Teknik Direktör: Ümit Karan</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Goller: Fatih Çolak (68 Aksaray Belediyespor dk. 63) Osman Şahin (İskenderunspor 90.dk)</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sarı kartlar: Enes Soy (İskenderunspor), Necmi Çoban (68 Aksaray Belediyespor) (İHA)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Sep 2021 10:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/09/tff-3-lig-68-aksaray-belediyespor-1-iskenderunspor-1-1630911865.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emzirme Döneminde Uzak Durulması Gereken Besinler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/emzirme-doneminde-uzak-durulmasi-gereken-besinler-209</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/emzirme-doneminde-uzak-durulmasi-gereken-besinler-209</guid>
                <description><![CDATA[Emzirmek neden önemlidir ?Bebeğinizin sağlıklı büyümesinde en etkili faktör hiç şüphesiz beslenmesi. İlk 6 aylık dönemde bebeğin esas besin kaynağı olan anne sütü içerdiği koruyucu ve faydalı bileşikler sayesinde bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Anne sütünün bebeğinize olan sayısız faydasının yanı sıra emzirmenin annenin kendi sağlığı üzerinde de kalp hastalığı, şeker hastalığı riskleri ile stresi azaltma gibi olumlu etkileri bulunmaktadır. Metabolizma hızını arttırma etkisi de bulunan emzirme dönemi doğum sonrası kilolarınızdan kurtulmak için harika bir fırsat! </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Emzirme döneminde nelere dikkat edilmeli ?</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu dönemde doğru beslenmenin önemini belirten bir diğer faktör de emziren annelerin yediği gıdalardaki tat veren bileşenlerin sütlerinde bir ila iki saat içinde ortaya çıkarak bebeğin ek gıdaya başladığında yatkınlık göstereceği besinler üzerinde de belirleyici olabilmesidir. Ancak bunun dışında emzirme döneminde fazla miktarlarda tüketildiğinde bebeğin sağlığını ve süt miktarını etkileyebilecek gıdaların farkında olmak önemlidir. Bunun dışında süt miktarını olumsuz etkilemesi nedeniyle bu dönemde stresten de uzak durulmalıdır.&nbsp; Bol su tüketimi ise sütün içeriğinin çoğunlukla su olması sebebiyle büyük öneme sahiptir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Emzirme döneminde uzak durulması gereken besinler</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Emzirme döneminde beslenmenin öneminden bahsetmiştik gelin bu dönemi olumsuz etkileyebilecek besinleri inceleyelim;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafein</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kafein alımınızı günde en fazla üç fincan kafeinli içecekle sınırladığınız sürece anne ve bebek açısından sorun yaratmaz. Ancak düşük dozda alınsa bile bebeğinizin uykusunu olumsuz etkileyebilir ve sinirliliğe neden olabilir. Bu nedenle emzirme işleminiz bittikten sonraki saatlerde kafein almayı tercih edebilirsiniz&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alkol</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alkol de kafein gibi kan dolaşımınıza ve anne sütünüze geçer, bu nedenle alımı bebekleri (özellikle yeni doğanları) gerginleştirebilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Balık</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Balık tüketimi genel olarak yüksek protein ve düşük yağ içeriğine sahip olması nedeniyle günlük beslenmede önerilmesine karşın eser miktarda bile olsa cıva içerebilme ihtimali bebekte beyin gelişimi, konuşma, koordinasyon, dikkat, hafıza ve öğrenme ile ilgili sorunlara yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nane-Maydanoz-Adaçayı</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu bitkilerin yüksek dozlarda alımının anne sütü üretimini azalttığı biliniyor. Az miktarda tüketildiklerinde olumsuz etki görülmemektedir. Biberiye ve kekik gibi bitkiler de benzer etki gösterebilir. Nane ve maydonoz tüketiminin çok fazla miktarlarda olmadığı sürece sorun yaratmayacağı ile ilgili çalışmalar devam ederken adaçayı tüketiminden kaçınılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı sebzeler</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pırasa, karnabahar, turp ve lahana gibi gaz oluşumuna neden olduğu bilinen bazı sebzelerden uzak durmanız bebeğinizin gaz sorunu yaşamaması açısından önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Acı Biber</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sarımsak, acı biber ve diğer baharatlar gibi güçlü aromalı yiyecekler anne sütünün tadını değiştirebileceği için dikkatli tüketilmelidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bitki Çayları</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gebelik ve emzirme döneminde bitki çayı tüketiminin bebek üzerindeki etkilerine dair kanıtlar yeterli olmadığı için tüketiminden kaçınılmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gaz yapan besinler</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuru fasulye, nohut, barbunya gibi kurubaklagiller bitkisel protein kaynağı olmalarının yanı sıra gaz yapıcı özelliğe sahip olduklarından bebeğinizde huzursuzluğa sebep oluyorsa bir süre ara verebilirsiniz. Kurubaklagilleri tüketirken haşladığınız suyu tüketmeyerek bu ihtimali azaltabilirsiniz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm bunların dışında tüketiminizin ardından bebeğinizde gaz, sancı, ağlama, döküntü, ishal gibi belirtilerle karşılaştığınız herhangi bir besinden de uzak durmalısınız.(Basın Bülteni)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Aug 2021 12:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2021/08/emzirme-doneminde-uzak-durulmasi-gereken-besinler-1629883979.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı açıkladı! Koronavirüse karşı yeni tedbirler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-77</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-77</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, kesin ya da olası yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ölümlerinde kararın, mümkün olduğunca muayeneyle verilmeye çalışılmasını, otopsi yapılmamasını önerdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kesin veya olası Kovid-19 ölümlerinde, akciğer ve diğer organlarında virüs bulunabildiğine işaret edilerek, otopsilerin mümkünse negatif basınçlı salonlarda, mümkün değilse iyi havalanan bir odada gerekli koruma önlemleri alınarak yapılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Bakanlığın hazırladığı enfeksiyon kontrol önlemleri kapsamında, Kovid-19 hastalığının seyri ve bilimsel gelişmeleri takiben, otopsilerde alınması gereken tedbirler de güncellendi.</p>

<p><strong>İŞTE 8 MADDELİK TEDBİR</strong><br />
<br />
"Kesin ya da olası Kovid-19 ölümlerinde mümkün olduğunca ölü muayenesi ile karar verilmeye çalışılması, otopsi yapılmaması önerilir" ifadesinin yer aldığı tedbirler, şöyle sıralandı:</p>

<p>"- Kesin veya olası Kovid-19 nedeniyle ölenlerin akciğer ve diğer organlarında virüs bulunabilir. Otopside yoğun aerosol (bir katının veya bir sıvının gaz ortamı içerisinde dağılması) oluşturan işlemler yapılması nedeniyle kesin ya da olası Kovid-19 otopsileri mümkünse negatif basınçlı salonlarda, mümkün değilse iyi havalanan bir odada gerekli koruma önlemleri alınarak yapılmalı.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Otopside mümkün olan en az sayıda kişi görev almalı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsiyi yapan kişi, su geçirmez önlük, N95 ve FFP2 maske, gözlük, yüz siperliği, çift eldiven maskeleri içeren kişisel koruyucu ekipman (KKE) kullanmalı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Ceset torbasının dışı çamaşır suyu ile dezenfekte edilmeli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsi sırasında kullanılan malzemeler otopsiden hemen sonra mutlaka temizlenmeli ve steril edilmeli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Otopsinin yapıldığı çevresel yüzeyler önce su ve deterjanla temizlenmeli. Temizlik sonrası en az 10'da bir oranında sulandırılmış çamaşır suyuyla ya da yüzde 70 alkol, yüzeyde en az 1 dakika tutularak dezenfekte edilmeli. Hastanelerde kullanılan yüzey dezenfektanları ya da klor tablet, ürün talimatlarına uygun olarak kullanılabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Personel, dezenfeksiyon solüsyonlarını hazırlarken ve kullanırken solunum ve göz koruması dahil uygun kişisel koruyucu ekipman kullanmalı.</p>
	</li>
	<li>Otopside ortaya çıkan atıklar, tıbbi atık yönetmeliğine uygun bertaraf edilmeli."</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2020/04/saglik-bakanligi-acikladi-koronaviruse-karsi-yeni-tedbirler-1587809737.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burak Akkul koronavirüs süresince neler yaşadığını anlattı: Suyun tadını bile alamıyordum</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-75</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-75</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de koronavirüs teşhisi konulan ilk 20 hastadan biri olan, 20 günlük yoğun bakım ve uyutulma tedavisinin ardından sağlığına kavuşan “Çok Gezenti” programının sunucusu Burak Akkul ve eşi Seda Akkul, yaşadıkları zorlu süreci anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>'Çok Gezenti' programının sunucusu Burak Akkul ile eşi Seda Akkul, Youtube kanalı İnsan'a yaşadığı zorlu süreci anlattı, salgınla mücadele eden hastalara seslendi. Uyutulmadan önce eşiyle telefonda duygusal bir konuşma yaptığını söyleyen Akkul, "Seda, 'Geri döneceğine söz veriyor musun?' dedi. Söz verdim. Rahatladım ve 'Beni uyutun' dedim" dedi.</p>

<p><strong>Koronavirüs test sonucunuzu öğrendiğiniz an neler hissettiniz?&nbsp;</strong></p>

<p>Burak Akkul: Merhaba. Koronavirüs test sonucunu hastaneye yattıktan sonra 4-5 gün bekledim. Biraz da mesleğim gereği sosyal medyayı aktif kullandığım için video paylaştım, o sıralar da dünyada bu test nasıl yapılır, sonuç kaç gün içinde gelir bilinmiyordu. Ben de bir hasta paniğiyle tabii, sosyal medyaya “Test sonucum daha gelmedi ama pozitif olduğundan şüpheleniyorum” diye bir video koydum. O günün hemen akşamı hatta 2-3 saat sonra, doktorum Mehmet Altıntaş “Burak Bey korona pozitifsiniz diye odama girdi” Ondan sonra tabii bir uyutulma süreci olacağı bana söylendi. Yine duruma yabancılıktan dolayı bir korku hâsıl oldu. Nasıl olur? Uyutulmak ne demek? Kaç gün uyutulacağım? diye bir panik süreci oldu. Sonrasında eşim Seda’yı arattım. Anestezi doktoru, ben, o konuştuk. Benim biraz tabii ağlamalı bir telefonumdan sonra Seda bana dedi ki: “Geri döneceğine söz ver. Söz veriyor musun?” Ben de “Söz veriyorum” dedim. Orada bir rahatlama oldu ve “Beni uyutun” dedim. Uyutulma süreci başladı.</p>

<p><strong>Uyutulma sürecinizden sonra neler yaşandı? Çin’den gelen ilaçlar üzerinizde kullanıldı mı?</strong></p>

<p>Burak Akkul: Uyutulma anından sonrasını tabiki ben bilmiyorum. Zorlu bir süreçmiş. Daha sonra bazı yayınlarda da hocalarımızla, profesörlerle konuştuktan sonra anladım. Korona tedavisinin yoğun bakım ve entübe ve benim gibi 20 günü bulan entübe aşamaları varmış. En zor tedavi edilen yüzde 3’lük kesim içindeymişim. Direncim fazlaymış. Bir ara stabil olmuş durum bir ara kötüye gidiyor denmiş.&nbsp;</p>

<p>Seda Akkul: Kritik olan anları da oldu. İlk 10 günü özellikle daha riskli ve kritik bir şekilde devam etti, seyretti. Sonrasında, tam o sıralarda Çin’den bir ilaç geldi. Hem Çin’den gelen ilaç hem de diğer destekleyici ilaçlar, Bilim Kurulu’nun önerdiği, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği ve Bilim Kurulu’nun da ülkemizde kullanmaya başladığı ilaçlar tüm hastalarla beraber Burak’ta da denendi. İlk hastalardan biri, ilk 20 teşhisten biri Burak olduğu için ve uyutulan ilk hastalardan biri olduğu için de Çin’den gelen ilacın denendiği ilk kişilerden biri Burak oldu.</p>

<p>Burak Akkul: Ve 20 günün sonunda da yavaş yavaş uyandırılma süreci başlanmış, oksijen, nefes ve kan değerlerim düzelince.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2020/04/burak-akkul-koronavirus-suresince-neler-yasadigini-anlatti-suyun-tadini-bile-alamiyordum-1587809474.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Işıltılı ve canlı gözler için göz kapağı estetiği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-73</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-73</guid>
                <description><![CDATA[Olduğumuzdan daha üzgün ve yorgun görünmemize neden olan göz kapağı sarkması, günümüzde çok basit bir operasyonla giderilerek ışıltılı bir görünüm sağlayabiliyor. Zaman içerisinde sarkarak görüş alanının daralmasına kadar uzanan bazı sıkıntılara yol açan göz kapağına uygulanan blefaroplasti hakkında faydalı bilgiler veren Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Türkyılmaz, süreçle ilgili merak edilenleri anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmayla birlikte gözaltında oluşan kırışıklıklar ve torbalanmalar estetik açıdan görünümü bozmaktadır. Göz çevresinde oluşan kırışıklıkların ve torbalanmaların giderilmesi amacıyla yapılan göz kapağı estetiği ameliyatı son derece küçük bir ameliyat olmasına rağmen yüzün genç görünmesini sağlamaktadır.</p>

<p><strong>YAZ MEVSİMİ İLE BİRLİKTE YENİLENMEK İÇİN BLEFAROPLASTİ</strong></p>

<p>İçinde bulunduğumuz karantina günlerinde ameliyatlar sosyal mesafe ve tedbir maksatlı gerçekleştirilemiyor olsa da, sonrasında tercih edeceğiniz bu uygulama ile güneşin nimetlerinden daha çok faydalanmak mümkün.</p>

<p>Göz çevresindeki fazla deri ve yağ dokularının çıkarılarak, bölgenin gerginleştirilmesine dayanan bu operasyonla daha estetik bir görünüm elde edilirken, yorgun ifadenin kaybolması ve kaybedilen görüş açısının yeniden kazanılması sağlanıyor. Botoks tedavisi ile aynı anda yapıldığında daha verimli sonuçlar verebilen blefaroplasti sonrası kişi bir hafta sonra hastalar normal iş yaşantısına dönebilmesi mümkün olmaktadır.</p>

<p><strong>OPERASYON SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p>

<p>Blefaroplasti operasyonu sonrası birkaç gün sürebilecek ve hafif şiddette ağrıların olması normaldir. Bunun önüne geçebilmek için doktorunuzun size verdiği ağrı kesicileri kullanmanız yeterlidir. En sık merak edilen “şişlik ve morarmalar ne zaman geçer” sorusunun cevabı ise en fazla bir haftadır.</p>

<p>Eğer estetik dikiş yerine normal dikiş kullanıldıysa bunlar operasyon sonrası beşinci günde alınmaktadır. Ortalama 3 ila 7 gün arasında bir dinlenme sürecinden sonra günlük hayatına tamamen dönebilen kişi, 2 hafta sonra hafif sporlar yapılabilirken, ağır ya da yüze darbe alma riski olan sporlar içinse bir ay beklemelidir.</p>

<p><strong>Op. Dr. Burak Türkyılmaz</strong><br />
<strong>Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2020/04/isiltili-ve-canli-gozler-icin-goz-kapagi-estetigi-1587809088.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşte gözaltı morluklarını ve sivilceleri yok eden o mucizevi ürün...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-72</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-72</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlar için cilt bakımı çok önemlidir. Sağlıklı bir cilde sahip olmak için cildimizi temiz tutmalı, düzenli bakım yapmalıyız. Cilt temizliği ve bakımında en önemli yardımcılarımızdan birisi de gül suyudur. Doğal yapısı ve hoş kokusuyla kadınların tercih ettiği gül suyunun cilde faydalarını bu yazımızda birlikte inceleyelim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gül suyu; taze gül yapraklarının damıtılması ile elde edilir. Cilt sağlığı üzerinde etkili olan gül suyunun ağız ve diş sağlığı, saç bakımı, yara ve kesiklerin tedavisi gibi birçok alanda da kullanımı bulunuyor. A, C, D, E ve B13 vitaminleri yönünden zengin bir içeriğe sahip olan gül suyu hücre yenilenmesinde etkili, yaşlanma karşıtı doğal bir üründür. Gül suyunun kullanımı Roma İmparatorluğu dönemi öncesine kadar uzanıyor, Kleopatra'nın yüz temizliği ve vücut banyosunda gül suyu ve gül yaprakları kullandığı biliniyor.</p>

<h2>GÜL SUYUNUN CİLDE FAYDALARI</h2>

<ul>
	<li>Cildi nemlendirir. Cildi kurutmadan gözeneklere yerleşerek tazelenmesine yardımcı olur. Bu yönüyle doğal bir tonik yerine geçer.</li>
	<li>C vitamini yönünden zengindir, cildi besleyip erken yaşlanmasına engel olur.</li>
	<li>Mat görünümü giderir, cildin parlak görünüme kavuşmasına yardımcı olur.</li>
	<li>Mantar, egzama gibi cilt hastalıklarına karşı yatıştırıcı etkiye sahiptir. Kaşıntıyı giderir, cildi rahatlatır.</li>
	<li>Düzenli kullanımda sivilce ve akne oluşumunu engeller.</li>
	<li>İltihap gidericidir, bakteriyel enfeksiyonlara iyi gelir.</li>
	<li>Cilt lekeleri üzerinde de etkilidir, düzenli kullanımda lekelerin rengini açarak cilt tonunu eşitler.</li>
	<li>Cildin Ph dengesini korur.</li>
	<li>Gözaltındaki morlukların rengini giderir.</li>
	<li>Saç köklerini güçlendirir, saç dökülmesini engeller. Saçların daha yumuşak olmasını sağlar.&nbsp;</li>
	<li>Kesik, yanık izlerinin tedavisinde etkilidir. Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.</li>
	<li>Ağız ve diş sağlığında da tercih edilebilir. Hem ağızda hoş koku bırakır hem de ağız içi yaralara karşı etkilidir.</li>
	<li>Makyaj temizliğinde kullanılabilir. Bir parça pamuğa gül suyu dökerek günlük makyajınızı nazikçe temizleyebilirsiniz.</li>
	<li>Tıraş sonrasında cildi rahatlatmak, tahrişi ve kızarıklığı gidermek amacıyla kullanılabilir.</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 13:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2020/04/iste-gozalti-morluklarini-ve-sivilceleri-yok-eden-o-mucizevi-urun-1587808939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eklem ağrılarına ne iyi gelir? Pek çok kişi bilmiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-69</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-69</guid>
                <description><![CDATA[Dünya nüfusunun yüzde 88’i ağrıdan şikayet ediyor. Bel ve sırt ağrısından yakınanların oranı ise yüzde 94. Uzun süre hareketsiz kalma, yaşanan kilo sorunları, ağır egzersizler, sedanter yaşam ve çeşitli hastalıklar sebebiyle kemik, eklem, bel, boyun ve kas ağrıları çok sık yaşanıyor. Tedavi edilmediğinde ise yaşam kalitesini büyük ölçüde olumsuz etkiliyor. Ancak ağrı çekenlerin çoğu bu sorunla nasıl başa çıkabileceğini bilmiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu sorunların her yaşta ve cinsiyette ortaya çıkabileceğini vurgulayarak, “Eklem ve kas ağrılarının tedavisinde topikal (jel formunda) uygulamaların emilim hızı sistemik ürünlere kıyasla daha fazla. Etkinliği klinik çalışmalarla onaylanmış lokal fitoterapi ürünleri ağrı, ödem ve iltihabın giderilmesinde etkili olabilecektir” dedi.</p>

<p>Dünyada en sık görülen sağlık sorunların başında bel ve eklem ağrıları geliyor. Gün içinde hareketsiz kalma, bilgisayar başında uzun süre oturma, ağır egzersizler ve zorlaşan yaşam koşulları ile birlikte bel, boyun ağrıları başta olmak üzere eklem ağrıları giderek artıyor. Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu ağrıların karşısında çoğu kişi ne yapacağını bilmiyor. Ancak bu ağrılar tedavi edilmediğinde günlük yaşantının rutinlerini yerine getirme ya da sevdiğimiz bir aktiviteden bizi alıkoyarak sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu ağrı ve fonksiyon kayıplarının giderilmesinde fitoterapi ürünlerinin kullanılmasını önerdi. Boswellia serrata (Akgünlük), Celasturus paniculatus, zencefil, karabiber, lavanta özütlerinin ağrı ve ödem giderici etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Erdem Yeşilada şu bilgileri verdi:</p>

<p>Türkiye’de Akgünlük olarak bilinen Boswellia serrata bitkisinin özütleri dünyadaki en iyi iltihap önleyici, ödem ve şişlik gidericidir. Bu özütler jel formunda bir üründe kullanıldığında etkisi 2 ile 6 kat artıyor. Hindistan’da yetişen Celasturus paniculatus bitkisinin özütleri ağrı kesicidir. Zencefil, karabiber, lavanta özütlerinin de yine ağrı kesici, ödem ve şişlik giderici etkileri bilinmektedir. İçeriğinde bu özütler bulunan topikal (sürülebilir) fitoterapi ürünlerinin ağrı ve şişlikler üzerindeki etkinliği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.”</p>

<h2>HAREKET KABİLİYETİNİN ARTIRILMASI İÇİN TOPİKAL ÜRÜNLER KULLANIN</h2>

<p>Sedanter yaşamı olanlar, sürekli bilgisayar başında oturanlar, hareketsizlikten eklem tutukluğu yaşayanlar, ağır spor sonrası eklem ağrısı şişliği hissedenler, osteoartrit hastaları, bel ve boyun ağrısı yaşayanlarda hızlı etki gösteren topikal fitoterapi ürünleri kullanılması yararlı olabilmektedir. Boswellia serrata, Celasturus paniculatus, zencefil, karabiber, lavanta içeren topikal yani yağ formüllü ve hızlı emilim sağlayan ürünlerle hareket kabiliyetinde iyileşmeyi, eklem esnekliğinde artışı, ağrı ve şişlikte azalmayı daha hızlı ve etkili sağlayabilirsiniz.</p>

<h3>ETKİN TEDAVİ İÇİN FİTOTERAPİ ÜRÜNLERİNİ TERCİH EDİN</h3>

<p>Prof. Dr. Erdem Yeşilada bitkilerle tedavi konusunda şu noktalara dikkat çekiyor: Herkes bitkilerin sağlık için kullanımıyla ilgili bilgiler veriyor ama bunların hepsi doğru değil. Biz bitkiler üzerinde sadece in vitro (test tüpleri ile yapılan) deneysel çalışmalara güvenmeyiz. Çünkü vücuda girdikten sonra mide ve bağırsakta değişime uğrar, farklı moleküllere dönüşür. Bu maddelerin hepsini akılcı kullanmak gerekiyor. İnsanlar panik yapmadan doğru tavsiyeleri uygulamalı. Güncel tedavi yaklaşımında aktarlardan alınan bitkilerle doğru tedaviyi uygulamanız mümkün olmaz. Bu nedenle bitkilerden elde edilen çağdaş üretim koşullarına uyularak hazırlanan standardize edilmiş fitoterapi ürünleri ile etkin bir tedaviye cevabı sağlanabilir. Standart bitki ekstreleri ile istenilen doz ayarı yapılabilir, daha yüksek oranda etkili içeriğin istenilen miktarda verilmesi sağlanır, standart ekstrelerle her uygulamada istenilen kan seviyesine erişilir. Bu suretle etkin bir tedavi cevabı sağlanabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2020/04/eklem-agrilarina-ne-iyi-gelir-pek-cok-kisi-bilmiyor-1587808387.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramda normalleşme başlayacak mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-61</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-61</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, gazeteci Candaş Tolga Işık'a önemli açıklamalarda bulundu. Koca, “Şu anki iyiye gidişat bizi gevşetmesin, bu tablo tamamen hareketlilikle orantılı. Hareketliliği bir süre daha en azından Ramazan ayı boyunca kontrol altında tutmak zorundayız, gevşediğimiz an tablo kötüye gider." dedi. Koca, "Bayramda normalleşme başlayacak mı?" sorusuna "Birkaç haftanın seyrine bakıp bu kararı vereceğiz ama gönlüm bunu yapmaktan yana değil.” diye yanıt verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Candaş Tolga Işık, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Az önce Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yla konuştum. Bakan, salgında şu anki gidişattan 65 yaş üzeri vatandaşların taleplerine, okulların açılmasından bayramda normale dönülmesine kadar çok önemli açıklamalar yaptı." diyerek Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıklamalarını paylaştı.</p>

<p><strong><em>İşte Sağlık Bakanı Koca'nın açıklamaları:&nbsp;</em></strong></p>

<p><strong>TABLO NEDEN İYİYE GİDİYOR?</strong></p>

<p>“Şu anki iyiye gidişat bizi gevşetmesin, bu tablo tamamen hareketlilikle orantılı. Hareketliliği bir süre daha en azından Ramazan ayı boyunca kontrol altında tutmak zorundayız, gevşediğimiz an tablo kötüye gider."</p>

<p><strong>BAYRAMDA NORMALLEŞME BAŞLAYACAK MI?</strong></p>

<p>“3 günlük Ramazan bayramında normale dönüşün başlatılması bizim tercih ettiğimiz bir şey değil. Bilim Kurulu da bayramı geçirmekten yana. Birkaç haftanın seyrine bakıp bu kararı vereceğiz ama gönlüm bunu yapmaktan yana değil.”</p>

<p><strong>OKULLAR AÇILACAK MI?</strong></p>

<p>“Okulların tamamen açılmasından ziyade Milli Eğitim Bakanlığımız’la birlikte bu sene son sınıflara ve sınavların yapılmasına dair bir planlama yapıyoruz. 15 Mayıs sonrası seyre bakarak AVM’lere yönelik de böyle kademeli bir adım atılabilir.”</p>

<p><strong>65 YAŞ ÜSTÜ NE ZAMAN SOKAĞA ÇIKABİLECEK?</strong></p>

<p>“65 yaş üzeri vatandaşlarımız haklı ama ne olur bize güvensinler. Şu an vefat sayılarımız onları korumaya alabildiğimiz için daha düşük. Ramazanda dayansınlar. Bayramda ya da hemen sonrasında ilk önce onlara özel bir karar alabiliriz.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2020 12:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2020/04/bayramda-normallesme-baslayacak-mi-1587806467.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Crohn hastalığı nedir? Crohn tedavisi nasıl olur? Crohn belirtileri nelerdir? Crohn tedavisinde ilaçların rolü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-52</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-52</guid>
                <description><![CDATA[Sindirim sisteminin başından sonuna bütün noktalarını tutabilen ve belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılması dolayısıyla çok geç teşhis edilebilen bir hastalık Crohn. Daha çok bağırsaklarda görülse de gözler, damarlar ve cilt gibi akla gelmeyecek birçok noktada sorunlara yol açan bu hastalığın en tipik belirtileri ise genellikle şiddetli seyreden karın ağrısı ve kilo kaybı. Dalgalı bir seyir izlesede Crohn tedavisinin gelişen ilaçlar sayesinde artık çok daha kolay olduğunu söyleyebiliriz.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle ince ve kalın bağırsakta görülen bir hastalığın izlerine ağız boşluğunda da rastlanabilir mi? Ya da cildinizde yaşadığınız bir sorunun nedeni bir sindirim sistemi hastalığı olabilir mi? Eğer hastalık ‘Crohn’ ise cevabımız, ‘evet’. Sindirim sisteminin ağız boşluğu ile kalın bağırsak arasındaki tüm bölümlerini tutabilen ve tuttuğu bölümde kalınlaşma ile ülserlere yol açan iltihabi bir bağırsak hastalığı olan Crohn sadece sindirim sistemini tahrip etmiyor; bağırsak dışı pek çok sistem ve organı da tutabiliyor. Crohn hastalarının en çok korktukları şeylerden biri ise dalgalı bir seyir izleyen bu hastalığın alevlendiği dönemde hastanede tedavi gerektirecek kadar şiddetlenmesi. Neyse ki bu kadar ciddi sorunlar yaratan Crohn’la ilgili geliştirilen yeni ilaçlar tedavide gün geçtikçe daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlıyor. Hastalığın etkileri dolayısıyla sosyal hayatları ciddi oranda kısıtlanan ve hayat kaliteleri oldukça düşen Crohn hastaları artık daha etkin tedavilerden faydalanabiliyorlar.</p>

<p>“Bu yeni ilaçların belki de en önemli artılarından biri, uzun dönem kortizona ve buna bağlı yan etkilere maruz kalmadan tedavi imkanı sağlayabilmeleri” diyen Acıbadem Fulya Hastanesi Crohn ve Kolit Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu hastalığın tipik özellikleri hakkında bilgiler paylaştı.</p>

<h2>CROHN BELİRTİLERİ: YEMEK SONRASINDA KARIN AĞRISI BAŞLIYORSA...</h2>

<p>Hastalığın en tipik belirtisi genellikle yemek sonrasında ortaya çıkan karın ağrısı. Çoğunlukla göbek çevresi ve altında gelişen karın ağrısının yanı sıra ishal de Crohn’un en sık rastlanan belirtilerinden biri. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu, “Eğer bağırsakta ciddi derecede daralma oluşmuşsa bu kez de karında şişkinlik, ağrı, kusma veya kabızlık da görülebiliyor” diyor. Hastalığın kalın bağırsakta tutulum yapması durumunda ise dışkıyla birlikte kan gelmesi başka bir belirti olarak ortaya çıkıyor. Hastalığın alevlendiği dönemde yorgunluk, halsizlik, yüksek ateş, iştahsızlık, istemsiz kilo kaybı; anal bölge tutulumunda anüs çevresinde çatlak, iltihaplı akıntı yapan fistüller ve apseler görülebiliyor.</p>

<h3>CROHN HASTALIĞINDA TETİKLEYİCİ FAKTÖRLERE DİKKAT</h3>

<p>Crohn halen gizemini koruyan bir hastalık olmakla birlikte ortaya çıkmasında genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülüyor. Ailesinde Crohn öyküsü olan bir kişide hastalığın görülme riski daha fazla. Ayrıca sigara burada da çok olumsuz bir etkiye sahip. Tedaviye başlayan hastanın sigara içiyorsa sigarayı bırakması şart. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu bunun dışında gıdalarla alınan bazı bakteri, bakteri toksinleri ve virüslerin hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabildiğini belirterek “Ayrıca hastalığı alevlendirebilen aspirin, antibiyotik ve bazı ağrı kesicilerin alınmasına da dikkat edilmesi gerekiyor” uyarısında bulunuyor.</p>

<h4>CROHN HASTALIĞINDA DENGELİ BESLENME DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR</h4>

<p>Bağırsaklarda emilimi bozan, iştahsızlık ve ishal gibi nedenlerle sıvı, mineral, vitamin, elektrolit oranlarında ciddi kayıplara neden olabilen Crohn, hastaların dengeli beslenmeye fazla dikkat etmelerini gerektiren bir hastalık. İshal döneminde çok posalı yememek ve lifli besinleri azaltmak hastaları rahatlatabilecek bir diğer önlem. Bağırsak kanseri riskini artıran işlenmiş gıdalar ve etler ya da yanmış yağlardan kaçınmak da şart. Yine de iyi haber şu ki: Crohn hastalarının katı bir diyet yapmalarına gerek yok!</p>

<h5>CROHN TEDAVİSİNİN İLK BASAMAĞI İLAÇLAR</h5>

<p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hülya Hamzaoğlu tedavinin, hafif veya ağır seyirleri olan Crohn hastalığının şiddetine ve en yoğun olarak hangi bölgede yerleştiğine göre belirlendiğini belirterek şunları söylüyor: “Tedavide ilk basamağımız ilaçlar. Son yıllarda kullanıma giren Anti-TNF, Anti-integrin ajanlar gibi biyolojik tedavilerle başarı şansımız artmış durumda. Hastalarda daha önceleri kortizon tedavileriyle göremediğimiz endoskopik düzelmeyi saptayabiliyoruz. Yan etki profili bu ilaçlarla, kortizonlu tedavilere göre çok daha az oluyor. Sonuç alamazsak ve gerçekten gerekliyse cerrahi tedaviye başvuruyoruz. Hastalığa neden olan etken ya da etkenler dünyada henüz tam olarak gösterilememiş olsa bile yeni tedavilerle hasta çok daha kaliteli bir yaşam sürebiliyor”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Dec 2019 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2019/12/crohn-hastaligi-nedir-crohn-tedavisi-nasil-olur-crohn-belirtileri-nelerdir-crohn-tedavisinde-ilaclarin-rolu-1575536184.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeklerde atopik dermatite karşı etkili öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-44</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-44</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde en sık görülen kronik bir deri hastalığı olan Atopik dermatit (Atopik Egzama) ilk belirtilerini bebeklik döneminde göstermesiyle biliniyor. Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, kızarıklık ve kaşıntı gibi egzamanın tetikleyici unsurlarına dikkat çekerek, bebeklerin cildini korumak için önemli ipuçları veriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde sıkça karşılaşılan Atopik dermatit (Atopik Egzama) kalıtsal olduğu bilinen bir egzama türüdür. Ebeveynlerin ikisinde birden atopik egzama varsa bu rahatsızlığın bebeklerde de görülme ihtimali yüzde 50’nin üzerine çıkmaktadır. Bazı tetikleyici unsurlarla şiddeti artabilen bu deri rahatsızlığının ilk belirtileri bebeklerde bir yaşını doldurmadan görülebiliyor. Prima Uzman Kurulu Üyesi Dermatolog Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, bebeklerin cildini egzamanın olumsuz etkilerinden ve ataklarından korumak için pratik önerilerde bulunuyor.</p>

<p><strong>İLK BELİRTİLERE DİKKAT EDİN</strong></p>

<p>İlk belirtiler, bebeklerde genellikle yanaklarda palyaço makyajını andırır biçimde kırmızı, hafif şiş, üzeri kuru ve ince kepekli yamalar şeklinde kendini gösterir. Atak dönemlerinde daha fazla şişme ve sulanma görülebildiği gibi kaşıntı da olabilir. Şiddetli ataklarda ise kollar, bacaklar ve gövdede de benzer kızarıklıklar ve kaşıntılı belirtiler ortaya çıkar. Bu alanlar özen gösterilmediğinde kolayca mikrop kapabilir ve bu da kaşıntının ve egzamanın şiddetini artırmasına neden olur.</p>

<p><strong>BEBEKLERİN BANYOSU SIK YAPILMALI AMA KISA SÜRMELİ</strong></p>

<p>Atopik dermatiti tetikleyen nedenler arasında bebeklerin cildini aşırı sabunlama, keseleme, alkol içeren kolonya benzeri ürünlerin kullanımı ve bebeğin fazla terlemesi sayılabilir. Ancak Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, en sık görülen ve kolayca gözden kaçabilen nedenlerden birisinin de yünlü giysiler olduğuna dikkat çekiyor. Giysilerdeki yün liflerinin çok fazla tahrişe neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydemir, bu liflerin kaşıntıyı da artırabileceğini belirtiyor. Sentetik giysiler de bebekleri terleterek, kaşıntıyı artıracağından bebek kıyafetlerinde pamuklu kumaşların tercih edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Bebeklerin cildinin çok kuru olması da kaşıntıyı tetikleyebiliyor. Bebeklerin yıkanma sıklığı konusunda değişik görüşler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, ebeveynlere bebeklerini sık (her gün gibi) ve ılık suyla yıkamalarını öneriyor. Bebek kurulandıktan sonra, 2-3 dakika içerisinde cildine iyi bir vücut nemlendiricisi sürülmesi de bebeklerin cildinin kuru kalmamasını sağlayarak kaşıntıyı önlüyor. Ancak banyo uygulamasının kısa sürmesi, bebeğin yıkandığı suyun ılık olması ve bebekleri sabunlama işleminin de uzun tutulmaması gerekiyor.</p>

<p>Egzamanın şiddetlenmesinde yiyeceklerin etkisi de çok tartışılan konuların başında geliyor. Bebeklerin ilk 2 yaş aralığında yediklerinin egzama üzerinde sınırlı etkileri olsa da, annelerin bebeklerinin yediklerine nasıl tepkiler verdiğini gözlemlemesi öneriliyor.</p>

<p><strong>BEBEKLERİN BEZ BÖLGESİ KURU OLMALI</strong></p>

<p>Bebeklerde cildin idrar ya da dışkıyla teması tahrişi artıracağı için yeni geliştirilen, emici kanal teknolojisine sahip, nefes alabilen bebek bezlerinin kullanımı da problemin etkilerini azaltıyor. Sıvıyı emen ve hapseden, daha fazla kuruluk sağlayan bebek bezleri bez bölgesini kuru tutarak tahrişi önlüyor.</p>

<p><strong>DERMATOLOG TAVSİYESİ ALINMALI</strong></p>

<p>Atak dönemlerinde tedavi için muhakkak bir dermatoloğa başvurulması öneriliyor. Ailelere internetten edindikleri bilgilerle ya da eş dost önerileriyle ilaç kullanmamalarını, özellikle de bir dermatolog denetimi olmadan asla kortizon içeren ürünler denememelerini öneren Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir, egzamanın genellikle 2 yaşın sonuna doğru kendiliğinden kaybolduğunu daha sonra ise şekil değiştirerek devam edebildiğini veya tamamen yok olabildiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2019/12/bebeklerde-atopik-dermatite-karsi-etkili-oneriler-1575544034.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşten eve döndüğünüzde lenslerinizi çıkarın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-43</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-43</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde kontakt lens kullananların sayısı giderek artıyor. Gerek renkli göze sahip olabilmek adına, gerekse de göz bozukluğu nedeniyle kullanılan kontakt lensler bazı basit kurallara dikkat edilmediğinde ciddi sorunlara yol açıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kontakt lensler; göz bozukluğu olan, gözlük takmak istemeyen, gözleri lazere uygun olmayan hastalar tarafından sık tercih ediliyor. “Kontakt lensler; yerinde ve kurallarına uyulması şartıyla bizlerin de sıklıkla reçete ettiği yardımcı görme aparatlarıdır” diyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, kurallara dikkat etmediğimizde kontakt lenslerin faydadan çok zarar verebileceği konusunda uyardı.</p>

<p>Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, kontakt lens kullanımı ile ilgili tavsiyelerde bulundu:</p>

<p><strong>1- Lensleri kısa süreli kullanmalıyız</strong></p>

<p>Oksijen geçirgenlikleri ne kadar yüksek olursa olsun; kontakt lensli bir göz, normal bir göze göre daha az oksijenlenir. Bu nedenle lenslerimizi mümkün olduğunca kısa süreli kullanmalıyız. Örneğin okuldan veya işten eve döndüğümüzde lenslerimizi çıkarmalı, gözlük kullanmalıyız.</p>

<p><strong>2- Lenslerimizin hijyenine dikkat etmeliyiz</strong></p>

<p>Lenslerimizin hijyeni konusunda da oldukça dikkatli olmamız gerektiğini dile getiren Dr. Fatih Atmaca, “Lenslerimizi takarken ve çıkarırken önce ellerimizi yıkamalıyız. Lenslerimizi çıkardıktan sonra temiz lens kutumuza solüsyonumuzu yenileyerek koymalıyız” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>3- Lenslerle asla uyumamalıyız</strong></p>

<p>Lenslerimizle asla ve asla uyumamamız gerekiyor. Hastalarımıza bunu söylediğimizde bazen ‘Ama hocam böyle yapan arkadaşlarımız var ve bir şey olmuyor’ cevabını alabiliyoruz. Benim bu durumda verdiğim cevap şu oluyor: “Bir gün bir şey olmaz, bin gün bir şey olmaz. Bin birinci gün iltihap kapabilirsiniz.” İşin kötü tarafı kontakt lens kullanımına bağlı başta keratit dediğimiz enfeksiyonlar (lensi üzerine taktığımız gözümüzün saydan ön tabakasının iltihabı) kalıcı görme kaybına neden olacak kadar ciddi bir hal alıyor. Uyumadan önce nasıl ki ayakkabımızı, çorabımızı çıkarma ihtiyacı hissediyorsak, lenslerimizi de çıkarmadan uyumamalıyız. Unutmayalım ki göz bebeklerimiz ayak tabanımızdan çok daha hassas.</p>

<p><strong>4- Lenslerle havuza girmemeliyiz</strong></p>

<p>Bir diğer yanlışın ise aylık lenslerin bir ay gözde kalabileceği düşüncesi olduğuna dikkat çeken Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Atmaca, “Bu kesinlikle yanlıştır. Aylık lens yoktur; sabah takıp akşam çıkarmak kaydı ile bir ay kullanabileceğiniz lensler vardır. Lensleriniz ile asla havuza girmeyin. Havuzdaki klor, koruyucu maddeler, boyar maddeler ve diğer havuz kullanıcılarının vücut sıvıları kontakt lensinize yapışır ve siz havuzdan çıksanız dahi lensler gözünüzde kaldığı sürece gözünüz bu zararlı ve kirli maddelere maruz kalmaya devam eder. Unutmayalım ki keratit dediğimiz ciddi göz enfeksiyonu ile karşılaştığımız her iki hastadan biri düzensiz kontakt lens kullanıcısı. Bu nedenle lens kullanırken dikkatli olmalı, azı karar çoğu zarar özdeyişini akılda tutmalıyız” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2019 13:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2019/12/isten-eve-dondugunuzde-lenslerinizi-cikarin-1575544084.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Haftada 3 gün tüketin yeter... Ciğerlerinizi ilk günkü haline getiriyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-31</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-31</guid>
                <description><![CDATA[Eşek dikeni nedir, eşek dikeninin faydaları nelerdir? sorusunun cevapları son günlerde çok fazla merak ediliyor. Eşek dikeni akız, kansa ve kenger gibi çeşitli isimlerle anılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>EŞEK DİKENİ NEDİR?</strong></p>

<p>Eşek dikeni papatyagiller familyasındandır. 1 veya 2 yıl yaşayabilen bu&nbsp;bitki&nbsp;çorak arazi ve tarlalarda yetişmektedir. İnce ve çengelli olan kenger bitkisi temmuz ve ağustos aylarında iyice çiçeklenmektedir. Temmuz ve ağustos aylarında eşek dikeninin rengi erguvan ve beyaz rengini almaktadır. Eşek dikeninin çiçekleri yaşken güzel kokuludur ancak kuruduklarında kokusu tamamen kaybolur.</p>

<p>Diyarbakır yöresinde kenger yemeği olarak pişen eşek dikeni yöre halkı tarafından severek pişiriliyor. İçine kuzu eti koyularak kavrulan eşek dikeninin yemeğine kenger meftunesi deniliyor. lezzetti ve son derece sağlıklı olan bir bitki olan eşek dikeni nedir, nerelerde yetişir? Eşek dikeninin faydaları nelerdir? sorularının cevapları haberimizde...</p>

<p><strong>EŞEK DİKENİ NERELERDE YETİŞİR?</strong></p>

<p>Kırmızı ve mor renkte çiçekler açan eşek dikeni, ülkemizin neredeyse çorak olan hemen hemen her arazisinde yetişir. Eşek dikeninin Türkiye 'de yetiştiği yerler, Ege bölgesi, Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgesidir. Eşek dikeni nadir olarak Ege ve Akdeniz bölgesinde de yetişmektedir.</p>

<p>Eşek dikeninin ege bölgesinde kenger ismiyle kahvesi yapılmaktadır. Eşek dikeninin en çok zeytinyağlı yemeklerinin yapıldığı yer ege bölgesidir. Aynı zamanda eşek dikeninin&nbsp;Diyarbakır'da kenger meftunesi adında kuzu etli kavurması yapılmaktadır.</p>

<p>Eşek dikeninin sağlık açısından bir çok faydası bulunmaktadır. Lezzetli bir şekilde yemeklerinin yapıldığı eşek dikeninin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:</p>

<p><strong>MİGRENİ TEDAVİ EDER</strong></p>

<p>Eşek dikeninin kramp çözücü özelliği bulunmaktadır. Bu özelliği sayesinde migren ve çeşitli baş ağrıları tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir.</p>

<p><strong>SİNDİRİM İSTEMİNE İYİ GELİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni zengin lif oranı sayesinde sindirim sistemini iyileştirmektedir. Aynı zamanda sinir sistemini onararak vücuttaki kanı temizlemeye yardımcı olmaktadır.</p>

<p><strong>KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLAR YEMEĞİNİ YAPIP YİYEBİLİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p><strong>KARACİĞER YAĞLANMASI OLANLAR YEMEĞİNİ YAPIP YİYEBİLİR</strong></p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eşek dikeni en çok karaciğer organına fayda sağlamaktadır. Karaciğer yağlanması olanlar eşek dikeni yemeğini haftada en ez iki kere tüketebilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Sep 2019 11:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2019/12/haftada-3-gun-tuketin-yeter-cigerlerinizi-ilk-gunku-haline-getiriyor-1575544198.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu besin meğer karaciğeri bitiriyormuş!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/bu-besin-meger-karacigeri-bitiriyormus-26</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/bu-besin-meger-karacigeri-bitiriyormus-26</guid>
                <description><![CDATA[Beslenme alışkanlıkları, karaciğer sağlığını doğrudan etkiliyor. Yağlı gıdaların yanı sıra, şekerli ve tuzlu yiyecekler de karaciğer sağlığına zarar veriyor. Lif oranı yüksek olan yiyeceklerin karaciğerin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olabileceğini belirten uzmanlar, paketli atıştırmalıkların zararları konusunda uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme alışkanlıkları,&nbsp;karaciğer&nbsp;sağlığını doğrudan etkiliyor. Yağlı gıdaların yanı sıra, şekerli ve tuzlu yiyecekler de karaciğer sağlığına zarar veriyor. Lif oranı yüksek olan yiyeceklerin karaciğerin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olabileceğini belirten uzmanlar, paketli atıştırmalıkların zararları konusunda uyarıyor.</p>

<p><strong>PAKETLENMİŞ ABUR-CUBUR YİYECEKLERİ SINIRLAYIN!</strong></p>

<p>"Cips ve unlu mamuller ile ilgili problem genellikle şeker, tuz ve yağ ile doldurulmuş olmalarıdır" diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, "Çalışmak için yanınızda sağlıklı atıştırmalık bulundurun. 10-12 adet yer fıstığını robottan çekip, doğal bir fıstık ezmesi elde edip yanında bir dilim elma ile yiyebilirsiniz. Ya da kuru kayısı veya hurma arasına ceviz yerleştirerek mini sağlıklı atıştırmalık sandviçler elde edebilirsiniz. Bu tarifler, tatlı krizlerinize de birebir" önerisinde bulundu.</p>

<p><strong>PATATES KIZARTMASI VE HAMBURGER SİROZA YOL AÇIYOR!</strong></p>

<p>Patates kızartması ve hamburgerin&nbsp;karaciğer&nbsp;sağlığını tehdit eden gıdalardan olduğunu belirten Örkcü, "Doymuş yağ oranı yüksek yiyecekleri çok fazla yemek, karaciğerinizin işini yapmasını zorlaştırabilir. Zamanla siroz olarak bilinen karaciğerde iz kalmasına yol açabilecek iltihaplanmalara neden olabilir." dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>ŞEKERİ AZALTIN!</strong></p>

<p>Çok fazla tatlı tüketiminin karaciğere zarar verebileceğini ifade eden Özden Örkcü, "Çünkü karaciğerin işinin bir parçası şekeri yağa dönüştürmek. Eğer aşırıya kaçarsanız, karaciğeriniz çok fazla yağ yapar. Uzun vadede, yağlı&nbsp;karaciğer&nbsp;hastalığı gibi bir durumla karşılaşabilirsiniz." dedi.</p>

<p><strong>SUYUN YARARLARINA ŞAŞIRACAKSINIZ!</strong></p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Özden Örkcü, "Karaciğeriniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri sağlıklı kilonuzu korumaktır. Gazlı içecekler veya sporcu içecekleri gibi şekerli içecekler yerine içme suyu alışkanlığı edinin. Her gün kaç kalori kazanacağınıza şaşıracaksınız" diyerek, önerilerini şöyle sıraladı:</p>

<p><strong>TUZUN ÜZERİNE BİR KAPAK KOYUN</strong></p>

<p>Vücudunuzun biraz tuza ihtiyacı var; fakat yapılan araştırmalar, sodyumdan yüksek bir diyetin&nbsp;karaciğer&nbsp;izinin ilk aşaması olan fibrozise yol açabileceğini öne sürmektedir. Tuzu kesmek için ise yapabileceğiniz bazı kolay şeyler var. Pastırma ya da şarküteri gibi işlenmiş yiyeceklerden kaçının. Konserve sebzeler yerine taze seçin.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Sep 2019 11:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2019/03/bu-besin-meger-karacigeri-bitiriyormus-1552812276.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Aylarında 5 Tavsiyeye Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.gundemaksaray.com/haber/kis-aylarinda-5-tavsiyeye-dikkat-17</link>
                <guid>https://www.gundemaksaray.com/haber/kis-aylarinda-5-tavsiyeye-dikkat-17</guid>
                <description><![CDATA[Kış deyince ilk olarak hemen akla bitmeyen soğuklar, erken kararan hava ve uzun süreli hastalıklar geliyor… ‘’Bu kış hasta olacak mıyım?’’ tedirginliğini bazı dönemlerde çoğumuz yaşıyoruz. Esasen kışın soğuk günlerine karşı sağlıklı olabilmek ve kışın büyüleyici güzelliğini yaşayabilmek çok kolay! İşte size soğuk kış günlerine karşı koyabilmenize yardım sağlayacak bazı öneriler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Bağışıklık sisteminize güç veren gıdaları tercih edin</strong></p>
</div>

<div>
<div>
<p>Kış mevsiminin zorluklarına göğüs germenin yolu beslenme alışkanlıklarınızı mevsime göre ayarlamaktan geçiyor. Dengeli bir beslenme düzeni, kış mevsiminin zorluklarını atlatmanızda yardımcı olacak. Soğuk kış günlerine karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinleri tercih edin ve sıvı tüketimini ihmal etmeyin.</p>
</div>
</div>

<p><img src="http://tags.bluekai.com/site/41218?limit=1&amp;phint=event%3Dnative&amp;phint=brand%3Dlipton_milliyet" style="height:1px; width:1px" /><strong>Kışın da bol sıvı tüketimine dikkat!</strong></p>

<div>Çoğu kişi yaz mevsiminin kavurucu, sıcak günlerinde su içmeyi ihmal etmezken; kış aylarının soğuk günlerinde sıvı tüketimini göz ardı edebiliyor. Oysa vücudun yüzde 60’ının sudan oluştuğunu göz önünde bulundurursak; beden sağlığımız için her mevsim aynı oranda düzenli sıvı tüketimine ihtiyaç duymaktayız. Su, vücudun tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gerekli. Kış mevsiminde de beden sağlığınız için sıvı tüketimine gereken önemi vermeyi unutmayın.</div>

<div>
<div>
<p><strong>Kış meyvelerinin tadını çıkarın</strong></p>
</div>

<div>Sofranızda kış meyvelerine daha fazla yer açmanız; vücudunuz için gerekli besin materyallerini daha rahat almanızı sağlar. Soğuk kış günlerinin beraberinde getirebileceği hastalıklara karşı durabilmeniz elma, portakal, mandalina gibi kış meyvelerinin yardımıyla olacak. Hem lezzet açısından zengin hem de besin ve vitamin deposu olan kış meyvelerine sofranızda daha fazla yer açın.</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 14:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.gundemaksaray.com/images/haberler/2019/03/kis-aylarinda-5-tavsiyeye-dikkat-1552736314.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
