Cumhuriyet Halk Partisi kurucu iradeyle doğrudan bağlantısı ve Türkiye'nin modernleşme süreciyle kurduğu bağ nedeniyle bir siyasi partinin ötesinde güçlü bir simge olarak kabul edilir.
Hatta siyaset bilimciler CHP'yi “partiden ziyade bir kurum veya gelenek” olarak tanımlar.
Cumhuriyet ve Devrimlerinin Simgesi:
Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olması ve Cumhuriyetin Kuruluş İlkelerini temsil etmesi nedeniyle düşmanlarının gözü hep bu partinin üzerinde olmuştur. Rejim karşıtlarının “ne yapıp ne edelim de bu partiyi işlevsiz hale getirelim” düşüncesi hep gündemde kalarak CHP'yi nasıl yok edelim düşüncesiyle birleşmiştir.
Cumhuriyet karşıtlarının yıllardır hep düşmanlık yaptığı iki önemli olay vardır:
Birincisi saltanatın, ikincisi hilafetin kaldırılmasıyla şekillenen Cumhuriyet ve Cumhuriyet Halk Partisi.
Bu parti tarih boyunca hep hedef halindeydi. Hatta kendisine “Atatürkçü” diyen 12 Eylül Faşist Cuntası tarafından kapatıldı. Ama parti küllerinden doğdu ve düşmanları yine başarılı olamadı.
Sıra Liberal Tayfaların ısıtıp sahneye yeni aktörler çıkmasındaydı!
İlk hareket FETO eliyle Kemal Kılıçdaroğlu’nu partinin başına getirmekle oldu. İşte tam bu zamanlarda Guguk Kuşu Operasyonları başladı.
Yuvaya parti düşmanları girmiş oldu.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir Butlan Olayı ile değerlendirmek meselenin üstüne toprak atmaktan başka bir şeye yaramaz.
Kemal Bey Partinin başına geçince kimler kadrosuna yer aldıysa bu Guguk Kuşu Operasyonunun bir parçası idi.
Partiyi dıştan yok edemeyeceğini anlayan çok uluslu sermaye ve onun yerli işbirlikçileri Siyasi İktidar eliyle adaleti ve hukuk sistemini kullandı. Artık guguk kuşlarının esas yavruları yuvadan atma işi bitmişti yuva başka ellere çoktan geçmişti.
Özellikle 2000'li yıllarda CHP ‘Demokratikleşme Paradigması’na tutunarak iktidarını konsolide eden Siyasal İslamcılık, milli sınırlar dışına açılmak isteyen sermaye ile ABD eliyle yürütülen Cumhuriyet'in yıkılma sürecine büyük ölçüde yedeklendi.
Guguk kuşu yavruları yuvada söz sahibi oldu ve Ekmelletin olayı, helalleşme, mühürsüz oylara ses çıkarmama, partinin yönetici kadroları ve genel başkanın danışmanları nerede sağcı, Cumhuriyet Düşmanları varsa yerleştirildi ve bilinen noktaya gelindi.
Bu olaylara seyirci olanlar, bu olayların merkezinde bulunanlar, butlana sığınıp CHP'nin kanatları altına sığınanlar hepiniz suçlusunuz.
Bugün çıkmışınız yeniyiz diyorsunuz!
Üç yıl bu partiyi yönettiniz neden bu süreçlere parmak basmadınız. Ne kadar yenisiniz? Tuncay Özkan’la mı? Samanyolunda çalışan, Atatürk’e hakaret eden Yüksel Taşkın'la mı yenisin? Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren, altını kazıyın sarayın adamı çıkar diyen Özgür Beyle mi yenisin?
Yeni isen eski kim? Her yeni eskiden vazgeçiş değil mi?
Partinin tarihini iyi okumak gerekir.
Girdiği her seçimi kaybeden KK yı suçluyorsunuz.
Doğru suçlamada haklısınız ama CHP Tarihinde Ecevit'in liderliği dışında hiç kimse genel seçim kazanmadı ki?
Aksaray’da 40 yıldır ne zaman seçim kazanıldı, ama en çok çığırtkanlık yapanlar da seçim kaybedenler.
Benim gözümde iki taraf da masum değilsiniz.
Eski de yeni de siz suçlusunuz çünkü partiyi siz yönetiyordunuz.
Şimdi kalkıp hiçbir sorumluluğunuz yokmuş gibi kendinize maske aramayın.
Pardon, Aksaray'ın seçim sonuçlarını merak edenler YSK Arşivine girip her dönemin sonuçlarını öğrenebilirler.
Ben CHP’de kalıyorum.
KK ve ÖÖ de benim gözümde hatalı.
CHP'nin temsil ettiği değerlerden dolayı bu partide kalıyorum.
Aklımın yatmadığı bir Cumhurbaşkanı adayı olursa da sandığa gitmeyeceğim.
Geçmiş dönemlerde Aksaray'da İl Başkanlığı yapan, partide büyük hizmetleri olan Ali Rıza Toprak bir yazı yayınladı!
Yazının özü şöyle: “Ben de Özgür Beyi destekliyorum ama ayrı parti yanlış olur” dedi.
Yazıyı okumadan yorum yapanlar hakaretin bini havada uçuşurken partinin il başkanından tık çıkmadı.
Unutmayın bu hizipçilikten beslenen lümpen avare takımı bir gün gelir size de aynı ayarı çeker.









Yorum Yazın