Doğa, her yıl bir devrimin eşiğinde durur.
Kışın gri örtüsü altında gizlenen yaşam, güneşin ılık ılık dokunuşuyla birlikte sadece toprağa değil, insanın varoluşsal sancılarını da uyandırır.
Baharın gelişi, sıradan bir mevsimsel döngüden ziyade, evrenin kendi kendini temize çekmesi ve ruhun maddeyle girdiği o muazzam danstır.
Maddenin dirilişi ve ruhun estetiği içinde bulunduğumuz karamsar durumu siler atar.
Nietzsche'nin Ebedi Dönüş Düşüncesi tam da burada başlar.
“Yaşadığın hayatı tekrar yaşamak ister miydin?” sorusuyla insanları pişmanlık duymadan, kaderini sevmeye ve yaşamı bütün zorluklara rağmen kabul etmeye davet eder.
“Ebedi dönüş buradan mı başlıyor?” demek geliyor içimden.
Son bir yıldır CHP'nin seçilmiş Belediye Başkanları, yazarlar, çizerler kışın o gri kasvetli havasını yaşamış olduk siyasi arenada.
Hukuk ve Adalet bekleyen yüzbinler baharın gelişi ile hayatın dört mevsimini bahar haline getirecekler mi hep beraber göreceğiz.
CHP Genel Merkezi tüm birimleri ile halkla buluşacaklarını değmedik el gitmedik köy bırakmayacaklarını söylüyorlar. (İçeriğini bilmemekle beraber hala ne anlatacaklarını net bir şekilde duymuş değiliz).
Siyasetin o kasvetli havasını bahara çevirecekler mi yaşayıp göreceğiz. İnsan için bahar, ölümün mutlak olmadığını hatırlatan ontolojik bir kanıttır. Doğanın bu dirilişi, bireyde kendi içsel kışından çıkma ve yeniden başlama iradesini aşılar. Haklı olarak mağdur olan CHP Tabanı ve yöneticileri kışın içe dönük, melankolik ve düşünceli havası yerine dışa dönük, lirik ve coşkulu bir eyleme dönüşür.
Ustaların bizlere öğretti değişmez kural "eylem eylemci ve devrimci duruşla" olur.
Esas meselede bura da gizli galiba.
Eleştiriye tahammülü olmayan kadrolarla bu işler nasıl olacak bakacağız. CHP hala bu kadar olumsuzluklar varken Adalet, hukuk, pahalılık, işsizlik yani objektif ve subjektif koşullar mevcutken neyi beklerler neyin hesabını yaparlar bilmiyorum.
Parti içinde karşıtlık bu karşıtlığın sebebini yıllar önce dile getirdiğimiz de bunların ileride sıkıntı yapacağını söylediğimizde bir avuç marjinal tipler olarak eleştiri yağmuruna tutulmuştuk.
Tarihin acı cilvesi bize bir daha kendini gösterdi ki bizi o konuda eleştirenler şimdi bayrağı en önde taşımaya çalışıyorlar. Ama siyasetin Felsefesi bize hep şunu öğretmiş durumda her yokuşun bir de inişi vardır doğa insanlara kendi kurallarını nasıl öğretiyorsa insanlar da daima eylemsel pozisyonu içinde olmalı.
Unutma hiçbir kış sonsuz değildir. Her kışın sonu aydınlık bahardır.









Yorum Yazın