Gazeteciliğin, “Uluslararası adı ile Jurnalciliğin” işi okuyucularını her konuda (haberlerde yorumsuz) haberdar etmektir.
Sosyal Medya Kirliliğinin tavan yapması ile birlikte gazeteciler asıl görevlerini unutur gibi oldular.
(Bu kapsama ben de giriyorum)
Haberi yapıyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz, okurlarımıza ulaştırıyoruz!
Ama ondan sonrası hak getire.
Tüm vatandaşları ilgilendiren,
En azından “ne oluyor” sorusu sordurtan konularda sadece yazıp çizdiklerimizle kalıyoruz.
Bütün meslektaşlarımı elbette bu kategoriye sokmuyorum ama ezici çoğunluğumuzun yaptığı şey bu.
Yazıp çizdiklerimizin, hatta daha da ötesi iddia ettiklerimizin akıbetinden biz bile bihaber duruma geliyoruz.
Sağlığı yazıyoruz, sonucun ne olduğu çoğumuzun umurunda değil,
Keza;
Ticaret, siyaset, iş dünyası,
Ve en önemlisi artık sanki normal bir olaymış gibi kanıksar hale geldiğimiz yolsuzluklar, haksızlıkla, mobingler, adam kayırmalar, trafik keşmekeşi, sanki en doğal haklarıymış gibi özel ya da resmi kurumlardaki rantlar…
Evet sayacak o kadar çok şey var ki!
İnanın düzgün bir şey ile karşılaştığımız zaman hayret eder duruma geldik.
STK ların çoğu rant kapısı haline getirilmiş,
Kurumlarda yaşananlar insana “kurum mu ticarethane mi” diye düşündürüyor.
Üstelik yapılanların bir kısmının cezasız kalması ya da görmezden gelinmesi,
Ayyuka çıktığı zaman da örtbas edilmeye kalkışılması hep meslektaşlarımızın çoğunun yazıp çizdiklerini önce kendilerinin unutup sonucunu merak etmemesinden kaynaklanıyor.









Yorum Yazın