İnsanlıktan nasibini alan her yurttaş barışı ister barış ortamında yaşamayı arzular.
Bunun aksine barışın karşıtı olan savaştan, başta Devletler olmak üzere sömürü sistemin fertleri de Barıştan çok Savaştan nemalanır.
Hatta bazı iktidarlar bir düşman yaratır kendi siyasi geleceğini devam ettirmek için.
Peki toplum olarak biz bunun neresindeyiz, barış ve savaşı ayırt edecek nasıl bir düzeydeyiz.
Herşey arz talep üzerinden şekilleniyorsa savaş çığırtkanlığı yapanlar da kendilerine göre bir meşrutiyet alan açmış oluyorlar.
Başta siyasilerimiz ve medya kuruluşları bunun çok güzel nabzını tutarlar ve ona göre siyasi duruşunu belirlerler.
Medya halkın talepleri doğrultusunda yayın politikalarını belirler.
O zaman topluma verilen şiddet sarmalaması nasıl şekilleniyor:
Salı ve Çarşamba Günleri Gurup Toplantılarında Genel Başkanlar birbirlerine olmadık hakaret ve şiddet dili kullanıyor.
Televizyonların tüm dizileri şiddet içerikli, sabah programları ayrı bir olay!
Ne örf var ne gelenek var ne ahlak var.
İşin başka bir boyutu olan yemek programları bile şiddetin daniskasını yapıyor.
Tüm bunların sebebi talep meselesi!
Demek toplum bu tür şiddetleri seviyor ki buna dönük bir çalışmalarla karşı karşıya kalıyoruz.
Halkımızın kavramları altüst eden bir alışkanlıkları vardır hem bu dizilerden şikayet eder hem de ölümüne seyreder.
Beğenmiyorsan seyretme kardeşim, herşey arz talep üzerine şekillenmiyor mu?
Tüm bu çıkmazların içinde kıvranırken Sayın Bahçeli İç Barış Teorisini ortaya attı.
Bana göre de doğru yaptı ama eksik oldu, eksik olunca da bir anlamı kalmadı.
İç barış yapıyorsan tam da etrafımız ateş topu iken seçimle gelen Belediye Başkanlarını sabaha karşı tutuklamayacaksın.
AHİM ve Anayasa Mahkemesinin kararlarını uygulayacaksın.
Komisyon kurulmuş, o komisyonun içinde Ana Muhalefet Partisi de var komisyonda iç barışı görüşürken Ana Muhalefet Partisinin Belediye Başkanını terörist götürür gibi götürmek hiç de şık olmuyor.
Tutuksuz yargılanır, suçu varsa adalet önünde hesabını verir.
Tüm bu eksikliklere rağmen Sayın Bahçeli'nin bu çıkışı Ülkemizin Geleceği ve barış anlamında çok önemli bir davranış.
Trafikte bile beş saniye birbirimize tahammül gösteremeyen bir topluluk olduk.
Bunun nedenlerinin okulda, kışlada, camide tartışılması lazım.
Savaşı, şiddeti kim olsa çıkarır önemli olan medeniyetin ve çağdaş bir toplumun yaratılmasında barışın çok önemi vardır.
Keşke her günümüz bayram olsa dört mevsim de İlkbahar modunda olsa.




Yorum Yazın