Ekrem İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş gibi kamuoyunda geniş kitleleri etkileyen siyasi figürlere yönelik hukuki ve siyasi süreçler, Türkiye'nin en çok tartışılan ve üzerine farklı analizler yapılan konularının başında geliyor.
Bu davaların ve operasyonların arkasındaki temel motivasyona dair siyaset bilimciler, hukukçular ve halk arasında iki ana perspektif öne çıkmaktadır.
Geleceğin liderlerini engelleme ve tasfiye görüşü:
Bu yaklaşımı savunanlar, sözkonusu süreçlerin hukuki olmaktan ziyade tamamen stratejik ve siyasi olduğu ileri sürer.
Alternatif güç odaklarını kırmak:
Selahattin Demirtaş'ın 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve HDP'nin yüzde 13 oy aldığı 7 Haziran 2015 Seçimlerindeki karizmatik liderliği ile Ekrem İmamoğlu'nun 2019 'da İstanbul'u iki kez kazanarak muhalefetin en güçlü Cumhurbaşkanı adaylarından biri haline gelmesini ortak bir payda olarak görmemiz mümkün.
2015 Seçimlerinde HDP'yi üçüncü parti yapan Demirtaş'a en çok tepki Kandil ve İmralı'dan gelmişti. İstanbul Seçiminde de klasik muhalefete alışan kesimlerin İmamoğlu için ama, fakat, lakin diyerek homurtular başlamıştı.
Bu figürleri yargı yoluyla siyaset dışına itilmesi veya alanlarının daraltılması mevcut iktidarın seçimlerde karşısına çıkabilecek en riskli rakipler önceden etkisiz hale getirme ve muhalefet bloğunu parçalamak hamlesi olarak yorumlanır.
Bu iki figürden sadece iktidar cephesi mi rahatsız?
Madalyonun gerçek yüzü hiç de öyle değil.
Bakınız Türkiye'de bir barış süreci başladı. Sayın Bahçeli, Demirtaş'ın AHİM Kararları uygulansın demesine rağmen ne Kandil’den ne İmralı’dan tek bir ses çıkmadı.
İmralı’daki zatı-muhterem kendi derdinden başka bir şey konuşuyor mu?
Demirtaş hakkında en ufak bir şey söyledi mi?
Dem Partisi birkaç uyduruk demeç dışında bir ciddi çıkış yaptı mı?
Bu örnekler bile Demirtaş'ın ne kadar güçlü bir lider oluşunu göstermektedir.
“Aman canım sen de. Demirtaş terörist” diyenleri duyar gibiyim.
PKK Kurucu Liderine makam mevki arandığı bir ortamda Demirtaş’a bu sıfatı yakıştırmak kör ve sağır olmaktan başka bir şey değil.
Sayın Ekrem İmamoğlu'na gelince; İstanbul'u üç sefer kazanmasa İktidarın umurunda bile olmazdı.
Ne yazık ki bizim gibi ülkelerde Demokrasi bir kurum haline gelmediği için sandıkta yenemediğini adliye koridorlarına mahkum etmek bir siyasi deha gibi bile algılanır.
Şimdi CHP'ye Butlan ilan edildi.
Bu İmamoğlu korkusundan başka bir şey değil.
K.K. yakın bir zamanda Özgür Özel'le bile anlaşır ama İmamoğlu ile asla çünkü son görevi İmamoğlu'nu iyice zindanlara gömmek.
Siyaset bilimcilerin de dediği gibi; en tehlikeli rakip, potansiyeli en güçlü olanıdır.
Sandıkta yenemediğini hukuki, sudan sebeplerle yenmek.
Geleceğin iki Liderine yazık oluyor.




Yorum Yazın