Aksaray
DOLAR38.7786
EURO43.8944
ALTIN4143.5
Ferda Bozkurt

Ferda Bozkurt

Mail: [email protected]

KİM İÇİN? NE İÇİN?

Son günlerde yaşananların üzerine Ümit Özdağ'ın Kılıçdaroğlu ile olan bir söyleşisi gündeme bomba gibi düştü.

Özdağ; Kemal Beyin Referandumda dönen dolaplar karşısında bilerek ve korkusundan bir direnç gösteremediğini ve Erdoğan ile gizlice anlaşarak tek adam rejimine yol verdiğini söyledi.

CHP'de Milletvekillerinin ve Belediye Başkanlarının nasıl aday gösterildiği, partiyi eş, dost, akrabanın nasıl kullandığı, parti içindeki Oligarşik yapının neler yaptığı hakkında bilgiler insanın kanını donduruyor.

Bir Milletvekilinin Genel Başkanı kandırarak nasıl vekil olduğunu anlatması basında ve sosyal medyada mevcut.

O zaman insanın aklına ne için, kimin için mücadele edeceğiz sorusu gelmiyor mu?

Hesap sorsun, adaletli bir yönetim göstersin diye seçtiklerimizin kolayca saf değiştirmesinin bir nedeni olmalı.

Gidenlere küfür etmek, hain demek çözüm değil!

Bunları bu mevkilere getiren sistemin sorgulanması gerekmez mi?

Partiler birbirine karşıymış gibi görünse de “profesyonel siyasetçi sınıfı” aslında kendi imtiyazlarını korumak konusunda gizli bir ittifak içinde mi?

Seçmen değil delege üstünlüğünü elinde tutan bu yapı ideolojik derinliği olan üyelerle değil, ekonomik veya ahbap çavuş bağları ile partiye taşınmış ön seçim yapıldığında sadece lümpenleşmeyi meşrulaştırılır.

Bu yapıya bir de tüzüğün emredici kota uygulaması girince Kurultay Delegesi olan vatandaş hem partiyi mahkemelere taşır hem de itirafçı olur.

Siyasetin finansmanı şeffaf olmadığı sürece, partiler halkın değil, finansörlerin ve o “işbirlikçi çevrelerin” kontrolünde kalmaya devam eder.

İdeolojik bir omurga ve sınıfsal bir bilinç olmadığında ön seçim sadece bir popülarite yarışına dönüşür. Mücadele verdiğiniz yapının içinde liyakat yerine sadakatin, fikir yerine tanıdıklığın hakim olmasına yol açar.

Bugünkü yapıda parti okullarının işlevi de tam bura da kendini gösteriyor!

Partinin ideolojisi yerine kendilerine yandaşlık yapacak kadrolar seçiliyor. Partinin temel hedefleri yerini belediye meclis üyeliği veya ihale takibi gibi küçük, gündelik çıkarlara bıraktığında parti bir “dava örgütü” olmaktan çıkıp bir “istihdam bürosuna” dönüşür endişesi hep gündemde duruyor.

Modern demokrasilerde partiler fikir üretme merkezleri iken ne yazık ki bizde çoğu zaman kaynak dağıtma büroları haline geliyor.

Bu yapıyı elinde bulunduran bir avuç güç kurumsallaştıkça ellerindeki gücü kaybetmemek için mevcut sistemle uzlaşmaya başlıyor. Kendi konforlu koltuklarını kaybetmemek için takım değiştirir gibi parti değiştiriyorlar.

Çünkü bu menfaat sisteminin içinden geldiği için bu değişimi normal görüp yüzü bile kızarmıyor.

Örgüt büyüdükçe ve işler karmaşık hale gelmeye başlayınca yönetim gittikçe profesyonel bir yapı haline geliyor.

Zamanla taban onlarsız işlerin yürümeyeceğine inanır. Bedavadan Vekil belediye başkanı olan eş-dost gurubunun bir kısmı da partiyi elde tutmak için tüm güçleri ile savaşır. Zamanla bu yönetici sınıf partiyi idealleri gerçekleştirmek için bir araç olarak görmeyi bırakır; Partinin kendisi ve kendi koltukları birer amaç haline gelir.

Ömrünü inandığı partisine veren, yıllarca partisine hiçbir karşılığı olmadan çalışan, oy veren, oy verdirten bu partili nasıl bir psikolojik çıkmaza düşer hiç düşündünüz mü?

Öyle veya böyle hile hurda ile parti mekanını ele geçiren bir avuç çıkar gurubuna nasıl dur diyeceğiz.

Yoksa bizde bu kirlenmişliğin birer parçası mı olacağız.

Başta Uşak, Aydın, Afyon olmak üzere partisinde yıllarca Milletvekilliği yapmış, gurup başkan vekili olmuş bu insanları o mevkilere kim getirdi, neyin karşılığında bu görevlere seçildiler, bunların hiç mi günahı yok!

Batı illerinde Parti Meclisi Üyelikleri bile bir merkezden etnik ve mezhepsel yönlerine bakarak parsel parsel bölüşürken kim nerede duruyordu?

Atatürk'ün kurduğu bu partide hala etnik ve mezhepsel çağ dışı etikler iş yapıyorsa, herkes eşini, dostunu hatta sevgilisin vekil başkan yapıyorsa, belediyelerin bürokratik kadrolarına işin ehli yerine paylaşımdan düşen pay kadar yakınları işe girmişse, Atatürkçülük, Laiklik, Cumhuriyetin tüm değerleri yok olmuş sen hala koltuk sevdana düşmüş isen ben ne için, neden kime oy vereyim ki?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar