Serin bir sonbahar gününde şehrin en görkemli yerinde modern ses cihazları ile donatılmış siyasetçimiz konuşuyordu.
Siyasetçimiz, halkı gibi gözükmek için ütüsüz yağlı saçları ile göze batarcasına gayretler içerisindeydi.
Kendisi de biliyordu ki konuştuğu sözlerin hiçbirinin aslı yoktu.
Ama olsun, ne de olsa bu Necip Milleti onu anlayacaktı.
Siyasetçimiz ilk olarak “Sevgili Necip Türk Milleti” diyerek son volümde bağırıyordu.
Ellerine bir Türk Bayrağı bir de parti bayrağı tutuşturulmuş ahali çılgınca alkışlıyordu.
Dinleyicilerin içinde iki arkadaştan biri sordu:
“Lan oğlum Necip ne dedi?”!
Arkadaşı saniyelik gökyüzüne baktı; “İyi bir şeydir. Koskoca vekil kötü bir şey diyecek değil ya” dedi.
Arkadaşı anlamış gibi yapsa da bir şey anlamadığı aşikardı…
Siyasetçimiz coştukça coşuyordu. Gözucu ile kitlelerin birkaçının ağladığını gördü. Özellikle “nurlu ufuk yolculuğumuz devam edecek” söyleminin kitleler üzerinde etki ettiğini anlamıştı kurt politikacımız.
Miting yavaş yavaş sona yaklaşmıştı.
Politikacımız son hamleyi yapmakta gecikmedi ve kendi soyunun Ebubekir Sıddık Soyundan geldiğini sözlerine eklemeyi de ihmal etmedi.
İki arkadaştan biri; “Allah Allah bu vekil şu köyden şunun oğlu” diyecekti ki arkadaşı sesini kesti
“Bak oğlum gözün kör mü adamın yüzünden nur damlıyor” diyerek lafı örüme gönderdi.
Miting bitti siyasetçimiz konforlu, donanımlı arabasına binerken daha şehri terk etmeden soyunma kabininde üstünü değiştirdi bir kadeh viskisini içerken Halkı gibi görünen elbisesi bir başka mitingde kullanmak üzere asistanı tarafından çantaya konuldu.
Siyasimiz markalı zırhını giydi ve yola devam etti.
Mitingi izleyen ahalimiz de kös kös evinin yolunu tuttu.
“Sayın vekilimiz bu “Necip Ahalimiz” olduğu sürece siz daha çok seçim kazanır, hatta ömür boyu Milletvekili olursunuz. Emekli olmaya yaklaşırken de oğlunuzu yerinize ayarlarsınız. İnanın Bu Necip Topluluk çok ama çok vefalıdır.”.









Yorum Yazın